30 Ocak 2014 Perşembe

Sorun Şu: Fazla Sosyallik, Çok Akraba ve Çok Arkadaş...

Ben daha normal bir insan olabilirdim.. Evet bu kadarı fazla, çok fazla..

Günler günleri kovalarken Ilgın ne yapıyordu? Acaba neden kendine vakit ayıramıyordu? Şatatatatammmm.

Son 3 haftadır eve gelen misafirin haddi hesabı yok. Hemde Cuma-Cumartesi pas geçmeden. Kimler mi geldi?

1. Cuma: Kuzenler Emine ve Yeşim.. Emine'nin yakın arkadaşı evlenecek ve benden kıyafet bakacaktı. Bize geldikler yemek, içmek bol muhabbet şahaneydi. Elbise de buldu, fuşya elbisem yine giyildi, ne bereketli elbiseymiş yahu..  Kuzenlerime ölürüm!Kimselere vermem, değişmem.. Biriciklerim. Elbise de böyle bir şey. Alfa Beta Abiye'den..

1. Cumartesi: Hala kızı Dilek.. Halamın benim düğünüm esnasında çok çok hasta olması, düğünüme gelememesi ve yaklaşık 1 sene evvel onu kaybetmemizin ardından, Dilek nihayet bana hayırlı olsuna kahvaltıya geldi, uzun uzun oturduk..

2. Cuma: Sercan'ın arkadaşı Emrah geldi, uzun uzun sohbet muhabbet ve birlikte Kinect oynadılar, gecenin körüne kadar ki ertesi gün misafirim olduğundan, gözünün içine baktım gitmesi için, yeminle! Ayıp ama napim çok yorgundum. Neyse 1,5 gibi gitti hemencik yattım uyudum..
2. Cumartesi: Çocukluk arkadaşlarım Aylin ve Yasemin.. Aylin'in 2 yaşındaki güzel kızı.. Çok güzel bir gündü, çok oturduk uzun uzun.. Mahalle arkadaşım ya top koşturmuştuk, şarkıcılık oynamıştık, ip atlamıştık.. Evet hepsini yaptık biz.. Onlarla yıllar sonra çay muhabbeti yapmak ne güzeldi..

3. Cuma: Ankara'dan teyzem geldi, annem ve buradaki teyzem.. Çaya geldiler ve bir önceki gece tabii ki 4 saat mutfakta geçirdim ben. İşten geldiğimde hiç bir şey yetiştiremem çünkü, pek mümkün değil.. Çok tatlılardı güzel güzel minnoş minnoş.. Canlarım onlar!

3. Cumartesi: Sercan'ın annesinin yani kayınvalidemin arkadaşı geldi. Herkes şaşırıyor "nee kayınalidenin arkadaşını mı çağırdın?" :)) Hahaahaaa millet kayınvalidesini eve sokamazken ben oo arkadaşı, anası, zıbırı, torunu, tulumu bayılırım.. Napim insan seviyorum onlarda beni..Gelmek isteyene yok gelme mi diyeyim?


SOOOOO, Yorgunluktan bitik durumdayım! Bu hafta sonu kimse gelmicek, kimseyi çağırmadım. Ama durup dinleniyor muyum? Hayıııııııııııııııııııııırrr... Gelelim ikinci sorunsala...

Bu hafta sonu Elçin'in doğumgünü var, cumartesi, pazar için de taa geçen haftadan Dilşad ve Elif'le kahvaltı edeceğiz, eşli meşli, Anadolu Kavağı'nda, 8'inde Nihan'ın doğumgünü var, o da yemeli içmeli bilmem kaç yüz milyona doğum günü yapıyor. Yani aslında benim tüm bunlara gitmeyip oturup ders çalışmam gerek.. Zaten hepsine mümkün değil Sercan'ı götüremem.. Hem madden hem ruhen biz o kadar organizasyonda olamayız... Ay kimi nasıl red edeceğim hiç bir fikrim yok.. Bunalımdayım, fazla fazla fazla her şey fazla..

Gerçekten maddi yönünü halletsek bile Sercan'ı götüremem.. Ben giderim bayıla bayıl ama götüremem onu. Off Uyumlu ve herşeye oki diyen bir koca örneği var mı acaba dinlemek isterim, tanışmak imza almak falan isterim..

Çok bunaldım cıkır cıkır insanlardan, annemi ablamı abimi göremedim resmen.. Bana tripliler haklılarda.. Millet sadece aileyi görüyor bir iki de arkadaş..
Ben maşallaaahhh...

Off sosyal bir böceğim. Evet o benim..



PS. Bu da o güzel fuşya elbisem, giymeye doyamadım, giydim eskittim...










17 Ocak 2014 Cuma

Birikenler, Birikmişler, Birikimler

Aman benim canım bloğum sessiz sedasız kalmış, çorak toprağa dönmüş, neler birikmiş neler neler neleer...

Öncelikle okuldan başlayalım. Sanırım bitti.. Evet evet bitti.. Derslerimi aldım bitti. Şimdi doktoranın ilk aşaması için ohhh deme noktasındayım.. Tabii ki biliyorum bundan sonrası bir tık daha zor. Çünkü Nisan'da yeterliliğe gireceğim. Vay halime.. Çok okumam çok çok çok çalışmam gerek.. Yani hem kendimi, hem burayı daha fazla yemeye başlayacağım sevgili bloğum..

Haftanın en önemli diğer olayına da geçelim.. Ahh Pazar günkü kahvaltı.. Aylardır ayarlamaya çalışıtığımız çılgın Lise buluşması!! Lise arkadaşlarımı ara ara gördüm, bazılarıyla yılda bir iki kez görüşüyorum, +Facebook sağolsun herkesin hayatından haberdarım.. Sadece Alişan'ı liseden beri görmemiştim ki bu yaklaşık 12-13 yıl yapıyor.. Pazar günki buluşma yaklaşık 20 kişilik bir buluşmaydı. Çok güzeldi, çok eğlenceliydi sabah 11'den 3'e kadar birlikteydik.. 


Ama en çok özlediğim sanırım Semra ve Nihan oldu.. Semra benim en yakın arkadaşlarımdandı. Aslında nasıl biz yakın arkadaştık hiç anlamadım senelerce.. Çünkü o cadde kızı, markasız bir şey giymeyen, yediği içtiği bile farklı :), büyüme ortamımız desen apayrı, takıldığı arkadaşlar hep saçma sapan benim için boş boş hatunlar, ama biz hep yakındık, hep birbirimizi severdik, hep paylaşırdık... Ben Ege ve Okanlaydım, o başka tiplerle ama iyiydik biz kendi aramızda.. Sonra koptuk tabi ara ara haberleştik hatta bir-iki buluştuk ama olmadı.. Ben düğünüme çağırmadım onu.. Hakikaten bilerek değil, isteyerek asla değil ama unuttumm!! Bütün saçma sapan insanları çağırdım ve onu unuttum.. Sonra aklıma gelmişti ben niye Semra'yı çağırmadım dedim ama pazar günü tekrar sarılınca ona ve aynı yakınlığı görünce kafama dank etti.. Nasıl atladım ben onu, nasıl yaptım bunu, ondanda özür diledim, o da hiç bir şey demedi kuzum...

Nihan aynı, kokusu bile aynı canımın :) Kocasıyla gelmiş gudu gudu.. Yerim.. Mutlu oldum onu görünce..
Kahvaltı bitti vs. Tabii ki çılgın Semoş hemen bir whatsapp grubu kurdu ve şimdi sabah akşam mesajlaşıyoruz.. Bilmiyorum bu gaz ne kadar sürer ama çok mutlu oldum onlarla tekrar görüşünce..

Ee 7 sene.. Onlar benim çocukluğum, ilk gençliğim yıllardır görüşmesek bile ben onların ailelerini, detaylarını her şeylerini biliyorum onlarda benim, haftaya kız grubu yemek yiyeceğiz çünkü bize kahvaltı yetmedi..:))

Sanırım bu Whatsapp grubundan Duygu biraz muzdarip :)) Hahahaa kendisi akademisyen sonuçta, ona gelmez böyle cıvıklıklar, ara ara caz cuz yapıyor ama çok komik, alışacak kuzuuu :)))

Ve tabii ki beni şok eden sağlık sorunları.. Duygu'nun sağlık sorunlarını biliyorum, en azından takip ettim.. Ama Alişan'ın lenf kanseri ve Semra'nın beyin tümörü beni oldukça şaşırttı ve arkadaşlarıma kıyamadığımı bir kez daha anladım.. Canlarım onlar benim.. 

Aybars yine aynı saçmalıkla... Ne boş.. Söz veripte yapmaz, güvenrisin fos çıkar, sanırım hep aynıydı ve hala aynı..
Candan'ın babası vefat etti geçen sabah, zaten kahvaltıyada babasının durumundan gelememişti..
Bunlar üzücü kısımları...

Şimdi sabah akşam mesajlaşarak devam etmekteyiz bakalım nasıl gider, ama bir sıcaklık var, çok iyi geldi, çok özlemişim geçmişi, tabii lise zamanları bana hep babamı hatırlatıyor. O vardı o zaman, sonra bir boşluk. Lise ile birlikte o da gitti.. Düşünüyorum da şimdi Semra'yı bulduğum gibi onu da bulsam ya yeniden, nasıl sarılırdım kimbilir.. Nasıl bırakamazdım hiç.. Düğünüme de gelmedi zaten..

:(








10 Ocak 2014 Cuma

Dostlar Görüldü, Duygular Depreşti

Dün ne güzeldi,
Neslihan'ı aylardır görmemiştim, Gizem İngiltere'den geldi ve hep birlikte Nişantaşı Cookshop'ta yemek yedik..

Çok özleyince dostlarını saatler nasıl geçmiş anlamıyorsun.. Pek bir cici muhabbet oldu.
Gizem süper, tezini bitirmek üzere..
Nesli de beli dışında iyi..

So, herkes iyi.. :))
Eve gider gitmez uyudum.
İki gündür eve gidip sadece uyuyorum. Böyle bir hal..

Bu akşam kuzenim benim dolabımdan elbise bakmaya gelecek. Yine düğünler, yeni düğünler :)))
Neyse benim düğün falan yok bu sene sanki rahatım ohhh :)

Şu an iş yerindeyim ama hem uyuklamakta hem de  bana verdikleri şu tatsız işi bitirememekten dolayı aslında pek bir sıkıntıdayım. Rüyamda bile şefimi görüyorum günlerdir, ay bu ne..

Ve sabah sabah Ege'nin Şebnem'inin babasına yazdığı doğumgünü mesajını okuyunca Facebook'tan, ağla ağla kendimi tutamadım.. Saat 7,30 civarı gerçekten Kadıköy'de motora koşarken hüngür şakır oldum.. İçim doldu, acıdı. Duyguların insanı ne halde ne şekilde yakalayacağı belli olmuyor.. İnsanlarda sanırım benim halime bakınca oldukça meraklanmışlardır. Bu pür makyaj kız sabah sabah neye ağlıyor diye..

Acılar var derinlerde, tak diye çıkıveriyor kontrolsüzce..

Ama yinede bugün bizim günümüz olsun, ee Cuma en sevdiğim...


8 Ocak 2014 Çarşamba

Çılgınca Çalışıyorum, Son Durumum Budur

Eevet arkadaşlar, ölümlerden ölüm beğenmekteyim..
Çılgınca çalışıyorum ve çılgınca yiyorum biri bana biri buna dur demeli..

Yeni yıl bana çalışmayla geldi, okuldaki son projeler, sunumlar ve işyerindeki abidik gubidik her işin beni bulması yordu, öldü, bitirdi beni...
Cumartesi-pazar dünkü sunumum için çalıştım, pazartesi işte çişimi tuttum resmen, çişe gidemedim işten su içemedim öyle bir gündü. Eve gittiğimde yorgunluktan uyudum ve kalkıp tekrar çalıştım. Neyse sunum iyi geçti de mutluyum, sonrasında kemençe dersim vardı ve sonrasında yemek yaptım çünkü günlerdir abuk subuk yiyorduk.

Ayyyy böööyle böööyle böööyleee.
H
aftaya son sunum.
Bitse de gitsek, hayata baksak dimi?
Yoksa hayat bu muuu?

                              http://www.curver.com/gbr/design-innovation

31 Aralık 2013 Salı

Yeni Yıl

Canım günlüğüm,bloğum.. Şu an kuaförde sıra beklemekte, canım sıkılmakta.. Aslında o kadar koşturmaktayım ki, akşama parti var ne de olsa daha bir sürü yenilecek içilecek şeyler hazırlanacak.. Hazır fırsat varken yazayım dedim..
2013 ne güzel yıldı diyemeyeceğim, arkasından kötü söz de söylemeyeceğim.. Geçti gitti. Çok yorulduğum ve yıprandığım günler oldu, çok önemli iş değişikliklerim oldu,çok sevdiğim yeni insanlar ve hayatımdan çılardıklarım oldu. Bir bloğum oldu kendi yağında kavrulan.. Yazmak iyi geldi, yazmamak içimi bunalttı. Yine kendi iç dünyamın starı, iş yerindekilerin maskotu, evin prensesiydim. Dilerim hayal dünyam tükenmez yeni yılda. Böyle devam etsin hayat. Ama sağlıkla, illa ki, o olmadan olmaz. Gülümsemeler artsın,neşeler artsın, muhabbet artsın gönlümüzde,maneviyatımızda.. Barış dolsun içimiz,ülkemiz. İnsan sevelim devam edelim sevmeye her şeyi.. Ne se olsa sevgiyle başlar her şey demiş şair...
Hayvanlar.. Ahh hayvanlar iyi olsun kıymet verelim nolur, kedilerim köpeklerim sokaktakiler lağıyla yaşasın, sahiplendirdiklerim mutlu olsunlar yeni yuvalarında.
Çok mu diledim yahu.. Kendime, huzur dolu bir ev yaşantısı istiyorum,daha huzurlu mutlu olalım, ottan zorttab tartışmayalım, hayatımızı daha bir oturtalım.. İşte büyük başarılarım olsun, doktora yeterliliğimi sağlıkla geçeyim.. 
Para olabilir biraz, çok güzel harcarım söz!
En sevdiklerimle pamuk yumuşak bir yıl geçireyim,çok gezeyim ve çok okuyayım,çok verimli olsun 2014...
Ve sen sevgili okuyucu,2014 unutamayacağın o özel seneler arasına girsin,dileklerinden en özeli seni bulsun..
Sevgiler saygılar 2013'e..
Bitti gitti,uğurla...

27 Aralık 2013 Cuma

Yeni Yıl Çekilişi ve Dileklerim

Yeni yıl geliyoorrrr..
Çok heyecan içerisinde olmasam da geçen sene iş arkadaşlarımla başlattığımız yılbaşı çekiliş hediyelerini bu öğlen vereceğiz.
Bana Hülya çıktı. Ona Lush'dan harika bir paket hazırlattım.
Duş jeli, Vücut Peelingi, Sabun ve Vücut Jölesi'nden oluşan şahane bir set oldu. Vallahi bayılıyorum Lush'a.. Bana böyle bir hediye gelse bayılırım! Umarım sever Hülya'da :))

Siz de ürünleri inceleyin, biraz reklam oldu ama napim seviyorum, gönülden koptu :) http://www.lushturkey.com/

Ben arkadaşlarım için başka şeyler daha düşündüm..
Nikah şekerlerimden artan kutulardan getirdim, içlerini boşalttım ve her biri için 2013'ün özetini anlatan küçük notlar yazdım.


Şu an bunların hiç birinden haberleri yok :) Umarım eğlenir ve severler, Tam 10 kişiye not yazdım. Tabii ki kaybolmasın diye hemen buraya da aktaracağım yazdıklarımı. :))

İşte kutuların içerisine koyduğum yeni yıl dileklerim :)

Aslı Aslı-Minik Fındıkkıran.. Niyeyse böyle geldi içimden. Evet 2014 yılı Aslı için pek ortada başlamıştı. Kendini sorguluyordu, neden mimarım ve belediyedeyim, neden sözleşmeli olamadım, neden ben derken bir anda Aslı Şubat'ın sonunda Hülya ile birlikte başka şirkete'ye gönderildi. OOH Shiittt!! Bu Aslı'ya atılmış bir tekme, bir büyük darbe idi, 1 haftalık şirket macerasıyla, Aslı günden güne gözlerimizin önünde eriyordu. Derken kovuldu, derken geri alındı ve sözleşmeli oldu. Ah Aslı doğum günü yemeğimde hüngür şakır ağladığını unutmayacağım arkadaşım, o yüzden bu yıl doğumgünüme seni çağırmayacağım.. Evet senenin ilk yarısında önce hırpalanan sonra paralanan Aslı sözleşmeli olur olmaz kazandığı 45 tatil gününü kimseye kaptırmayacaktı. Ne zaman yanına gitsem elinde takvim önüne alıp bıdık bıdık kendine tatil planı yapmakta ve hepsine maşallah birer birer gitmekteydi.. Gözümüz yok! Bütün sene Aslı'nın hayallerini gerçekleştirmeye yetmedi belki ama  Aslı tabii ki 2014'e umutla giriyor.. :) Aslıya yeni yıl notu: Canım, çok güzel bir yıl olsun, ama sadece şunu anlayamadın, en güzel sen değilsin bir nevi üfürükten prensessin :)
Banu Banu, Nur'lu Banu, Nurbanu, Sevgili Banu nasıl geçti 2013'ün haaa?? Bence iyi.. İçini bilemem. Gördüğümün yalancısıyım. Senenin ilk döneminde Banu, Yasemin'in ön ayak olduğu diyet rüzgarlarına kaptırmış ve kendini hastane odalarında çıplak ayak tartılara çıkarken bulmuştu. 7 rakamlı kilolarından çabucak kurtuldu, bir anda Victoria Secreet meleklerine doğru giderken durma kararı aldı, yoo daha fazla zevklerinden fedakarlık edemeyecekti. Kendini bıraktı, yemeği düzenledi, yürümelere başladı.. Peki acaba bu sene göz altı torbalarını da aldırmalı mıydı? İşte kritik soru buydu onun için. Senenin ilk yarısını bu estetik kaygılarıyla geçiren Banu, Nur'lu Banu, Nurbanu ikinci yarısında hayatının durgun dönemlerinden birini yaşıyordu. Kızıyla birlikte tekrar Fen, Matematik ve İngilizce çalışıyordu, annesini ağırlıyor, arkadaşlarıyla takılıyordu. Derken günler geçti Banu planlamadan haritaya geçti, önce alışamadı bir süre ama sonra oranında altını üstüne getirdi. Yaptığı şey kapı numarası vermekten mi ibaretti acaba?Sormak lazım..  Ve Banu, Nur'lu Banu, Nur Banu 2014'e umutla giriyor.. Banu'ya yeni yıl Notu: Canım, çok güzel bir yıl olsun, bol gezmeli, bol eğlenceli, sağlıklı, mutlu yeni yıllar dilerim, ne diyeyim..
Esra Esra ve bomba yılı! Geçtiğimiz sene başında "bu sene yengeçlerin senesi olacak demişlerdi, ve astrologlar bir kez daha haklı çıktı. Bu sene Esra'nın senesi oldu.. Dönemin ilk yarısını kuş gibi geçiren Esra yazın ortalarında mal mülk sahibi oldu, eee sözleşmeli olmuştu tabii ki bunun bir getirisi olacaktı. Hemen kendine Boğaz'da bir ev alan Esra, dekorasyonuyla birebir kendisi ilgilendi.. Senenin en çarpıcı hikayesi Esra'nın evine hayırlı olsun ziyaretine gideceğimiz günlerde yapıldı.. Esra'nın hediyeleri işte mi verilsin evde mi verilsin? İşte verilsinciler ve evde verilsinciler olarak ikiye ayrıldık, Esra'nın evine ne yemek yapılsın? Yapılmasıncılar ve yapılsıncılar olarak ikiye ayrıldık ve kaş-göz kalmadı, birbirimizi yırttık, kavgalar ettik. Esracığın bundan haberi yoktu. Nihayetinde çok kadındık, çok dişiydik, çok çarpıştık. Kazananı olmadı oyunun. Bizim aklımızda kalan Esra'nın hala tarifini vermediği o börekti.. Melike.. evet Melike almıştı tarifi. Neyse bu yazının Esra ile pek ilgisi olmadı, 2014'ün çok klas geçsin Esra, ooh yeahh!
Melike Melike bence yılın en şanslı insanlarından birisi.. Nihayetinde kendisi kraliçe tabii ki şanslı olacak, olmayacak mı? Efendim kendisi oğlunu büyütüp, bayağı 2 dil falan öğretip işe başladı, işe başladığı hafta sözleşmeli oldu, maşallahı vardı olayın, sonrasında bir bir doğum sonrası kilolarını verdi yine bir fashion, marka, ikoncan oldu. Senenin ikinci yarısında kardeşini evlendirdi,milyonlarca siteden farklı kombinler yapıp hepsini aldı ve geri verdi, düğünün en güzeli olmuş muydu?Elbette ki.. Şansı da yaver gitti bu kızın, tam düğün haftası Can yürümeye başlamıştı ve Melike artık özgürdü, kuştu uçtu! Sonrasında yaptığı minik gezilerle adından söz ettirmeyi başarmıştı Melike, ve şimdi Dere grubunun en havalı yerinde oturmakta, vatandaşla bir kraliçe edasıyla konuşmakta, arada ojesini sürmekte ve kıvırcıklarını sevmekte.. Kendisiyle tanışmışlığımızın 8. yılı olacak, kutlu olsun 2014 Melike, the coolest girl... Melike'ye not:  Can bugün itibariyle 20 ay 7 günlük :)
Hülya Hülya… Seninle hikaye o kadar çok ki.. Ama senenin en çarpıcısından başlayacağım tabii ki. Konu ne mi? Sözleşmeli olmamız. Şirkete gönderilen Hülya kovulup işe geri alındıktan sonra sözleşmeli olma haberini alır, anında birbirimizi çığlık çığlığa ararız.. Ama, akşam.. O akşam görüntüsünü asla unutamam. Şirketin kapısından çıkan Hülya ile merdiven başından Şirkete doğru yönelen Ilgın bir birlerini görürler ve Hülya Koçyiğit-Tarık Akan kıvamında birbirlerine koşarlar.. Sarılıp zıplarlar, koskoca kadınlar hoppidi memeleriyle sarılıp zıpladılar.. Ama o sevinç...!Senenin en önemli anı! İkinci yarıya geçersek, hülyanın da ayakkabı kutularındaki paralarıyla aldığı ev ve minik kedi IRMA ve alerji, sonra hikayenin başını bir türlü öğrenemediğim eve papağanın gelmesi,çam ağacı kurarken verdiği tepkiler...Hmm sanırım bu kadar. Sevgili Hülya, sana yeni yıl dileğim bizi sev, azarlama, bağrına bas, bira içmeye çıkar. :)   
Güli Güli ve 2013.. Öylesine sakindi ki.. Minik kıpırtılarla başlamıştı yeni yıla.. Ocak geçti şubat geçti. Mart geçti Nisan geçti.. Derken Mayıs ayında güneş açtı ve Gülicimin D vitamini eksikliği, kemik erimesi, menapoz, ostropoz baş gösterdi.. Güli tatile gitmeliydi acilen. Hemen annesiyle birlikte şahane bir tatil ayaradı. Güli BELLE VUE RESORT'A mı gitmeliydi, yoksa Çeşme'deki FAMİLYA ya mı gitmeliydi. Bir ay boyunca düşündü düşündü.. Ve sonra Çeşme'ye gitti, kendisini kızgın kumlardan derin sulara atıyordu. Derken  bir foto geldi güliden, kızlar dedi bikinili resmimi göndereceğim, biz meraktaydık, ve bir foto geldi. Güli kendini üstten çekmişti, gelen foto sadece bir dudaktan ibaretti.. Gülinin güneşten dudakları şişmişti. Neyse yazı da atlatan güli şeker olma krizi, kilo kaybı, activiaya yulaf karıştırması derken yeni yıl gelmişti. Güli gerçekten bu yılı haminne gibi mi geçirmişti?? Gülicim 2014 sağlık dolu,  bol güneşli yıldızlı geçsin arkadaşım :)
Pelin Pelinim sevgilim, pelincim yeni yılın ilk günlerinde Lila'ya kavuştu. Senenin ilk yarısında anneliğiyle konuşulan Pelin'in ikinci yarısı da Deniz ve Lila ekseninde geçti.. Deniz ve Lila'nın mikrobik savaşları bla bla…. Düşündümde Pelin 2013'ü bol fedakarlık, annelik, ev yönetimi gibi konularda iyice uzmanlaştı. Kendisine 2014 yılında şahane bir yıl diliyorum, nasıl dilerse öyle yaşasın, sanırım en güzel dilek sana oldu arkadaşım :)
Gözde Gözde Gözdeee… Hemen hızlıca girizgah yapalım. 2013'ün ilk ayında Doğa'yı kucağına alan gözde normal doğum yapmanın da etkisiyle bayağı bir sarsıldı. Gerçekten ilk üç ay da kendinden geçen kızımız, arkadaşlarının sözleşmeli olması ve kendsininde bebeği erken bırakıp işe dönmesi gerektiğini duyunca iyice sarsıldı, korkulu-kaygılı günler geceler geçirdi. Gözde iyi olacak, Gözde güzel olacak demek, onu teselli etmek, ona güven vermeye çalışmak yetmiyordu.. Ee peki gözde ne oldu?? Bak su yolunu buldu :) Senenin ikinci yarısında Gözde hayatını işte-süt sağma odasında ve Doğa ile geçiriyordu. Gözdecim sana yeni yıl notum: Beğendiğin bileklikler ve küpeleri başkası "aa güzel olmuş" dediğinde istersen sen al deme, sen beğenmişsin, senin o, kendini sev Doğa'yı koru, çok öperim :)
Pınar Pınar: Çok şey var yazıcak ama hemen özet geçmeliyim. Senenin ilk başında Pınar Boğaz şefliğinde çalışma arkadaşlarının özel hayatıyla ilgili sorularına cevap veriyordu, çok sıkılıyordu, günler gelip geçiyordu, zaten Bade'de büyümüyordu..Depresyona girmek üzereydi. Derken koskoca bir grubun planlamaya geçmesi, Dere işi için Pınarı saf gören müdür yardımcılarının bu işi pınara yıkması, aslı-hülya-melikenin bu iş için gelmesi ve pınarın onlarla çalışması bir anda hareketliliğe sebep olmuştu. ne de olsa orada Aslı vardı, en yakın arkadaşıyla birlikte çalışacaklardı. Acaba grupta Ülgen'de mi olsaydı? HMM o da ne, orada biri oturuyordu.. Melike...Kimdi bu?Nasıl biriydi? Nasıl bu kadar cool olabiliyordu?Ve Pınar'ın hayatı heyecanlanmıştı, artık o kalp Melike için çarpıyordu, Aslıymış, Behlülmüş, herkes vız gelip tırs gidiyordu. Uzun boylu Melike'nin yanında küt saçlarıyla Heidi gibi dolaşan Pınar'ın senenin tam ortalarında ağzı kapanmıyordu. Artık aradığı kişiyi bulmuş Melike'nin enerjisinin içine düşmüştü. Ve yine aynı dönemlerde "Büyüdüm büyüdüm Pınar'la büyüdüm" reklam şarkısı dilden dileydi,, Pınar hayatının top noktalarını yaşıyordu. Peki bu aşk gelecek seneye de  sarkacak mıydı? Yoo hayır, her aşk gibi bu da senenin sonuna doğru türlü çekişmelere, didişmelere ve kavgalara neden oldu.  Pınar'a yeni yıl notu: Bebeğim, 2014 senin senen olsun.. Wuhuuuuuuuu!!!
Yaşam Yaşam yaşocan :) Yaşamcım senenin başlarında Hasan Bey'e iş öğreticem diye aylarca adamın yanında mesai saatlerini geçirdiği yetmiyormuş gibi, öğrencisinin son derece zayıf olmasındna dolayı yataklara düştü. Raporlar aldı, astım krizlerine girdi, sinirleri oynadı, neredeyse psikolojik destek alacaktı. Aylar oldu yaşam işe gelemedi, durumu farkeden yetkililer Yaşam'ı o kişiden uzaklaştırdı. Yaşam'da bu kadar insancıl olmasına tezat olarak insanların aslında nasıl zarar verdiğini senenin başında görmüş oldu. Yaza doğru, Sinop'taki evin bitmek bilmeyen tadilatların içine düşen Yaşam, tatillerini buralarda geçirdi. Ve senenin ikinci yarısı, Yaşam saçlarının rengini değiştirdi. Makyajını ve giyim tarzını hafifen değiştirdi. Aman Tanrım ne oluyordu? Yaşamın yaşamına yaşamdan biri mi girmişti? Hepimiz bu sorularla kavruluyorduk, Yaşam "Yooo bu benim tarzım, ben buyum" şeklinde açıklamalar yapmaktaydı. Ve kimse bu sorunun cevabını öğrenemeden sene bitiyordu. Kimbilir belki aramızda Yaşam'ın sırlarına hakim biri fardır haaaa ne dersiniz? Yaşam'a yeni yıl notu: Come oon babyyyy!! 2014 yeni telefonunla, yeni güzelliklerle gelsin, hayat seni sevsin hahaha :))
Çok komik ve eğlenceli oldular sanırım, ayy bak şimdi heyecanlandım Haydi gelsin öğle vakti :))

24 Aralık 2013 Salı

Perihan Savaş'ı Sahnede İzlemek-Yüzleşme Şehir Tiyatroları

Geçtiğimiz akşam Kadıköy Haldun Taner Sahnesi'nde +Perihan Savaş, +Zeki Yıldırım ve +Samet Hafızoğlu 'nun oynamış olduğu, Yüzleşme adlı oyunu izledik.

Mekan deniz kenarında bir istasyon..
Haydarpaşa hayal ettim tabii ki hemen..

Ölen arkadaşının cenazesine giden Züleyha ile çok farklı kültürdeki büyük şehirde aradığını bulamamış, kente göç eden ve garda yatan Yadigar'ın karşılaşmaları, tren gelene kadar beklenilen o küçücük zaman zarfındaki konuşmaları oyun.. Ki Şehir Tiyatroları'nda şöyle tanımlanıyor. "Deniz kıyısındaki istasyonda yolları kesişen yalnız insanlar... Bir yanda geçmişe dönük kırgınlıkları ve pişmanlıkları ile yaşamını irdeleyen Züleyha, diğer yanda tek derdi para olan, yaşamı basit sorularıyla anlamlandırmaya çalışan ve umudunu yitirmeyen Yadigâr... İki farklı kültürün insanları olmalarına rağmen, Yadigâr ile Züleyha arasında giderek bir iletişim kurulur ve bir süre sonra her ikisi de yaşadıkları içsel yolculuklarındaki büyük yüzleşmenin farkına varırlar."

Oyun ihtilal sonrası yazılmış bu hemen belli oluyor. Tekstin ara söylemlerinde hapishane hayatını ve bir takım pişmanlıkları hemen hissedebiliyorsunuz. iki karakterde aslında yaşamlarından kesitler sunarak birbirlerine kendi doğrularını ifade ederken yaşanıyor asıl yüzleşme. Duyarlı olmak, insanları anlamak, yargılamadan b


akmaya çalışmak benim en dikkat ettiğim noktalar oldu.

İki karakterden biri cahillikle diğeri daha eğitimle sınanıyor.
Birlikteliklerinden oldukça güçlü bir akış çıkıyor.
Kendi içsel yolculuklarını dışarıya çıkarınca birbirlerinin aynasında duygularını fark ediyorlar. Belki de bu noktada yüzleşiyorlar.

Yadigar'ı beğendim. Oldukça güzel oynanmış bir karakter. Oyunda en eğlenceli replikler ona ait. Komik ve duygusal bir karakter.
Züleyha ise durgun, gizli örtüleri var, sanırım onları açmak seyirciye kalmış. Züleyha ile ilgili olumlu-olumsuz duygulara bürünebiliyor insan.
Biraz sizle, içinizle ve onu koyduğunuz yer ile alakalı..

Açıkçası mutlaka gidilmesi gerek diyebileceğim bir oyun değil. Ama gidilmesi güzel olur. Yani bir oyun seyretmek isterseniz, akıcı ve insanda hoş bir tat bırakmakta.  Tek perde ve 1 saatlik oyun, özellikle Perihan Savaş'ı izlemek için değer.

İstanbul Şehir Tiyatroları'nın Ocak ayı oyun düzeninde bulamadım ama takip için http://www.ibb.gov.tr/sites/sehirtiyatrolari/tr-TR/Sayfalar/Anasayfa.aspx

O, bu, şu değilde, Perihan Savaş ne güzel kadınmış, maşallah diyeyim bari :))