31 Aralık 2013 Salı

Yeni Yıl

Canım günlüğüm,bloğum.. Şu an kuaförde sıra beklemekte, canım sıkılmakta.. Aslında o kadar koşturmaktayım ki, akşama parti var ne de olsa daha bir sürü yenilecek içilecek şeyler hazırlanacak.. Hazır fırsat varken yazayım dedim..
2013 ne güzel yıldı diyemeyeceğim, arkasından kötü söz de söylemeyeceğim.. Geçti gitti. Çok yorulduğum ve yıprandığım günler oldu, çok önemli iş değişikliklerim oldu,çok sevdiğim yeni insanlar ve hayatımdan çılardıklarım oldu. Bir bloğum oldu kendi yağında kavrulan.. Yazmak iyi geldi, yazmamak içimi bunalttı. Yine kendi iç dünyamın starı, iş yerindekilerin maskotu, evin prensesiydim. Dilerim hayal dünyam tükenmez yeni yılda. Böyle devam etsin hayat. Ama sağlıkla, illa ki, o olmadan olmaz. Gülümsemeler artsın,neşeler artsın, muhabbet artsın gönlümüzde,maneviyatımızda.. Barış dolsun içimiz,ülkemiz. İnsan sevelim devam edelim sevmeye her şeyi.. Ne se olsa sevgiyle başlar her şey demiş şair...
Hayvanlar.. Ahh hayvanlar iyi olsun kıymet verelim nolur, kedilerim köpeklerim sokaktakiler lağıyla yaşasın, sahiplendirdiklerim mutlu olsunlar yeni yuvalarında.
Çok mu diledim yahu.. Kendime, huzur dolu bir ev yaşantısı istiyorum,daha huzurlu mutlu olalım, ottan zorttab tartışmayalım, hayatımızı daha bir oturtalım.. İşte büyük başarılarım olsun, doktora yeterliliğimi sağlıkla geçeyim.. 
Para olabilir biraz, çok güzel harcarım söz!
En sevdiklerimle pamuk yumuşak bir yıl geçireyim,çok gezeyim ve çok okuyayım,çok verimli olsun 2014...
Ve sen sevgili okuyucu,2014 unutamayacağın o özel seneler arasına girsin,dileklerinden en özeli seni bulsun..
Sevgiler saygılar 2013'e..
Bitti gitti,uğurla...

27 Aralık 2013 Cuma

Yeni Yıl Çekilişi ve Dileklerim

Yeni yıl geliyoorrrr..
Çok heyecan içerisinde olmasam da geçen sene iş arkadaşlarımla başlattığımız yılbaşı çekiliş hediyelerini bu öğlen vereceğiz.
Bana Hülya çıktı. Ona Lush'dan harika bir paket hazırlattım.
Duş jeli, Vücut Peelingi, Sabun ve Vücut Jölesi'nden oluşan şahane bir set oldu. Vallahi bayılıyorum Lush'a.. Bana böyle bir hediye gelse bayılırım! Umarım sever Hülya'da :))

Siz de ürünleri inceleyin, biraz reklam oldu ama napim seviyorum, gönülden koptu :) http://www.lushturkey.com/

Ben arkadaşlarım için başka şeyler daha düşündüm..
Nikah şekerlerimden artan kutulardan getirdim, içlerini boşalttım ve her biri için 2013'ün özetini anlatan küçük notlar yazdım.


Şu an bunların hiç birinden haberleri yok :) Umarım eğlenir ve severler, Tam 10 kişiye not yazdım. Tabii ki kaybolmasın diye hemen buraya da aktaracağım yazdıklarımı. :))

İşte kutuların içerisine koyduğum yeni yıl dileklerim :)

Aslı Aslı-Minik Fındıkkıran.. Niyeyse böyle geldi içimden. Evet 2014 yılı Aslı için pek ortada başlamıştı. Kendini sorguluyordu, neden mimarım ve belediyedeyim, neden sözleşmeli olamadım, neden ben derken bir anda Aslı Şubat'ın sonunda Hülya ile birlikte başka şirkete'ye gönderildi. OOH Shiittt!! Bu Aslı'ya atılmış bir tekme, bir büyük darbe idi, 1 haftalık şirket macerasıyla, Aslı günden güne gözlerimizin önünde eriyordu. Derken kovuldu, derken geri alındı ve sözleşmeli oldu. Ah Aslı doğum günü yemeğimde hüngür şakır ağladığını unutmayacağım arkadaşım, o yüzden bu yıl doğumgünüme seni çağırmayacağım.. Evet senenin ilk yarısında önce hırpalanan sonra paralanan Aslı sözleşmeli olur olmaz kazandığı 45 tatil gününü kimseye kaptırmayacaktı. Ne zaman yanına gitsem elinde takvim önüne alıp bıdık bıdık kendine tatil planı yapmakta ve hepsine maşallah birer birer gitmekteydi.. Gözümüz yok! Bütün sene Aslı'nın hayallerini gerçekleştirmeye yetmedi belki ama  Aslı tabii ki 2014'e umutla giriyor.. :) Aslıya yeni yıl notu: Canım, çok güzel bir yıl olsun, ama sadece şunu anlayamadın, en güzel sen değilsin bir nevi üfürükten prensessin :)
Banu Banu, Nur'lu Banu, Nurbanu, Sevgili Banu nasıl geçti 2013'ün haaa?? Bence iyi.. İçini bilemem. Gördüğümün yalancısıyım. Senenin ilk döneminde Banu, Yasemin'in ön ayak olduğu diyet rüzgarlarına kaptırmış ve kendini hastane odalarında çıplak ayak tartılara çıkarken bulmuştu. 7 rakamlı kilolarından çabucak kurtuldu, bir anda Victoria Secreet meleklerine doğru giderken durma kararı aldı, yoo daha fazla zevklerinden fedakarlık edemeyecekti. Kendini bıraktı, yemeği düzenledi, yürümelere başladı.. Peki acaba bu sene göz altı torbalarını da aldırmalı mıydı? İşte kritik soru buydu onun için. Senenin ilk yarısını bu estetik kaygılarıyla geçiren Banu, Nur'lu Banu, Nurbanu ikinci yarısında hayatının durgun dönemlerinden birini yaşıyordu. Kızıyla birlikte tekrar Fen, Matematik ve İngilizce çalışıyordu, annesini ağırlıyor, arkadaşlarıyla takılıyordu. Derken günler geçti Banu planlamadan haritaya geçti, önce alışamadı bir süre ama sonra oranında altını üstüne getirdi. Yaptığı şey kapı numarası vermekten mi ibaretti acaba?Sormak lazım..  Ve Banu, Nur'lu Banu, Nur Banu 2014'e umutla giriyor.. Banu'ya yeni yıl Notu: Canım, çok güzel bir yıl olsun, bol gezmeli, bol eğlenceli, sağlıklı, mutlu yeni yıllar dilerim, ne diyeyim..
Esra Esra ve bomba yılı! Geçtiğimiz sene başında "bu sene yengeçlerin senesi olacak demişlerdi, ve astrologlar bir kez daha haklı çıktı. Bu sene Esra'nın senesi oldu.. Dönemin ilk yarısını kuş gibi geçiren Esra yazın ortalarında mal mülk sahibi oldu, eee sözleşmeli olmuştu tabii ki bunun bir getirisi olacaktı. Hemen kendine Boğaz'da bir ev alan Esra, dekorasyonuyla birebir kendisi ilgilendi.. Senenin en çarpıcı hikayesi Esra'nın evine hayırlı olsun ziyaretine gideceğimiz günlerde yapıldı.. Esra'nın hediyeleri işte mi verilsin evde mi verilsin? İşte verilsinciler ve evde verilsinciler olarak ikiye ayrıldık, Esra'nın evine ne yemek yapılsın? Yapılmasıncılar ve yapılsıncılar olarak ikiye ayrıldık ve kaş-göz kalmadı, birbirimizi yırttık, kavgalar ettik. Esracığın bundan haberi yoktu. Nihayetinde çok kadındık, çok dişiydik, çok çarpıştık. Kazananı olmadı oyunun. Bizim aklımızda kalan Esra'nın hala tarifini vermediği o börekti.. Melike.. evet Melike almıştı tarifi. Neyse bu yazının Esra ile pek ilgisi olmadı, 2014'ün çok klas geçsin Esra, ooh yeahh!
Melike Melike bence yılın en şanslı insanlarından birisi.. Nihayetinde kendisi kraliçe tabii ki şanslı olacak, olmayacak mı? Efendim kendisi oğlunu büyütüp, bayağı 2 dil falan öğretip işe başladı, işe başladığı hafta sözleşmeli oldu, maşallahı vardı olayın, sonrasında bir bir doğum sonrası kilolarını verdi yine bir fashion, marka, ikoncan oldu. Senenin ikinci yarısında kardeşini evlendirdi,milyonlarca siteden farklı kombinler yapıp hepsini aldı ve geri verdi, düğünün en güzeli olmuş muydu?Elbette ki.. Şansı da yaver gitti bu kızın, tam düğün haftası Can yürümeye başlamıştı ve Melike artık özgürdü, kuştu uçtu! Sonrasında yaptığı minik gezilerle adından söz ettirmeyi başarmıştı Melike, ve şimdi Dere grubunun en havalı yerinde oturmakta, vatandaşla bir kraliçe edasıyla konuşmakta, arada ojesini sürmekte ve kıvırcıklarını sevmekte.. Kendisiyle tanışmışlığımızın 8. yılı olacak, kutlu olsun 2014 Melike, the coolest girl... Melike'ye not:  Can bugün itibariyle 20 ay 7 günlük :)
Hülya Hülya… Seninle hikaye o kadar çok ki.. Ama senenin en çarpıcısından başlayacağım tabii ki. Konu ne mi? Sözleşmeli olmamız. Şirkete gönderilen Hülya kovulup işe geri alındıktan sonra sözleşmeli olma haberini alır, anında birbirimizi çığlık çığlığa ararız.. Ama, akşam.. O akşam görüntüsünü asla unutamam. Şirketin kapısından çıkan Hülya ile merdiven başından Şirkete doğru yönelen Ilgın bir birlerini görürler ve Hülya Koçyiğit-Tarık Akan kıvamında birbirlerine koşarlar.. Sarılıp zıplarlar, koskoca kadınlar hoppidi memeleriyle sarılıp zıpladılar.. Ama o sevinç...!Senenin en önemli anı! İkinci yarıya geçersek, hülyanın da ayakkabı kutularındaki paralarıyla aldığı ev ve minik kedi IRMA ve alerji, sonra hikayenin başını bir türlü öğrenemediğim eve papağanın gelmesi,çam ağacı kurarken verdiği tepkiler...Hmm sanırım bu kadar. Sevgili Hülya, sana yeni yıl dileğim bizi sev, azarlama, bağrına bas, bira içmeye çıkar. :)   
Güli Güli ve 2013.. Öylesine sakindi ki.. Minik kıpırtılarla başlamıştı yeni yıla.. Ocak geçti şubat geçti. Mart geçti Nisan geçti.. Derken Mayıs ayında güneş açtı ve Gülicimin D vitamini eksikliği, kemik erimesi, menapoz, ostropoz baş gösterdi.. Güli tatile gitmeliydi acilen. Hemen annesiyle birlikte şahane bir tatil ayaradı. Güli BELLE VUE RESORT'A mı gitmeliydi, yoksa Çeşme'deki FAMİLYA ya mı gitmeliydi. Bir ay boyunca düşündü düşündü.. Ve sonra Çeşme'ye gitti, kendisini kızgın kumlardan derin sulara atıyordu. Derken  bir foto geldi güliden, kızlar dedi bikinili resmimi göndereceğim, biz meraktaydık, ve bir foto geldi. Güli kendini üstten çekmişti, gelen foto sadece bir dudaktan ibaretti.. Gülinin güneşten dudakları şişmişti. Neyse yazı da atlatan güli şeker olma krizi, kilo kaybı, activiaya yulaf karıştırması derken yeni yıl gelmişti. Güli gerçekten bu yılı haminne gibi mi geçirmişti?? Gülicim 2014 sağlık dolu,  bol güneşli yıldızlı geçsin arkadaşım :)
Pelin Pelinim sevgilim, pelincim yeni yılın ilk günlerinde Lila'ya kavuştu. Senenin ilk yarısında anneliğiyle konuşulan Pelin'in ikinci yarısı da Deniz ve Lila ekseninde geçti.. Deniz ve Lila'nın mikrobik savaşları bla bla…. Düşündümde Pelin 2013'ü bol fedakarlık, annelik, ev yönetimi gibi konularda iyice uzmanlaştı. Kendisine 2014 yılında şahane bir yıl diliyorum, nasıl dilerse öyle yaşasın, sanırım en güzel dilek sana oldu arkadaşım :)
Gözde Gözde Gözdeee… Hemen hızlıca girizgah yapalım. 2013'ün ilk ayında Doğa'yı kucağına alan gözde normal doğum yapmanın da etkisiyle bayağı bir sarsıldı. Gerçekten ilk üç ay da kendinden geçen kızımız, arkadaşlarının sözleşmeli olması ve kendsininde bebeği erken bırakıp işe dönmesi gerektiğini duyunca iyice sarsıldı, korkulu-kaygılı günler geceler geçirdi. Gözde iyi olacak, Gözde güzel olacak demek, onu teselli etmek, ona güven vermeye çalışmak yetmiyordu.. Ee peki gözde ne oldu?? Bak su yolunu buldu :) Senenin ikinci yarısında Gözde hayatını işte-süt sağma odasında ve Doğa ile geçiriyordu. Gözdecim sana yeni yıl notum: Beğendiğin bileklikler ve küpeleri başkası "aa güzel olmuş" dediğinde istersen sen al deme, sen beğenmişsin, senin o, kendini sev Doğa'yı koru, çok öperim :)
Pınar Pınar: Çok şey var yazıcak ama hemen özet geçmeliyim. Senenin ilk başında Pınar Boğaz şefliğinde çalışma arkadaşlarının özel hayatıyla ilgili sorularına cevap veriyordu, çok sıkılıyordu, günler gelip geçiyordu, zaten Bade'de büyümüyordu..Depresyona girmek üzereydi. Derken koskoca bir grubun planlamaya geçmesi, Dere işi için Pınarı saf gören müdür yardımcılarının bu işi pınara yıkması, aslı-hülya-melikenin bu iş için gelmesi ve pınarın onlarla çalışması bir anda hareketliliğe sebep olmuştu. ne de olsa orada Aslı vardı, en yakın arkadaşıyla birlikte çalışacaklardı. Acaba grupta Ülgen'de mi olsaydı? HMM o da ne, orada biri oturuyordu.. Melike...Kimdi bu?Nasıl biriydi? Nasıl bu kadar cool olabiliyordu?Ve Pınar'ın hayatı heyecanlanmıştı, artık o kalp Melike için çarpıyordu, Aslıymış, Behlülmüş, herkes vız gelip tırs gidiyordu. Uzun boylu Melike'nin yanında küt saçlarıyla Heidi gibi dolaşan Pınar'ın senenin tam ortalarında ağzı kapanmıyordu. Artık aradığı kişiyi bulmuş Melike'nin enerjisinin içine düşmüştü. Ve yine aynı dönemlerde "Büyüdüm büyüdüm Pınar'la büyüdüm" reklam şarkısı dilden dileydi,, Pınar hayatının top noktalarını yaşıyordu. Peki bu aşk gelecek seneye de  sarkacak mıydı? Yoo hayır, her aşk gibi bu da senenin sonuna doğru türlü çekişmelere, didişmelere ve kavgalara neden oldu.  Pınar'a yeni yıl notu: Bebeğim, 2014 senin senen olsun.. Wuhuuuuuuuu!!!
Yaşam Yaşam yaşocan :) Yaşamcım senenin başlarında Hasan Bey'e iş öğreticem diye aylarca adamın yanında mesai saatlerini geçirdiği yetmiyormuş gibi, öğrencisinin son derece zayıf olmasındna dolayı yataklara düştü. Raporlar aldı, astım krizlerine girdi, sinirleri oynadı, neredeyse psikolojik destek alacaktı. Aylar oldu yaşam işe gelemedi, durumu farkeden yetkililer Yaşam'ı o kişiden uzaklaştırdı. Yaşam'da bu kadar insancıl olmasına tezat olarak insanların aslında nasıl zarar verdiğini senenin başında görmüş oldu. Yaza doğru, Sinop'taki evin bitmek bilmeyen tadilatların içine düşen Yaşam, tatillerini buralarda geçirdi. Ve senenin ikinci yarısı, Yaşam saçlarının rengini değiştirdi. Makyajını ve giyim tarzını hafifen değiştirdi. Aman Tanrım ne oluyordu? Yaşamın yaşamına yaşamdan biri mi girmişti? Hepimiz bu sorularla kavruluyorduk, Yaşam "Yooo bu benim tarzım, ben buyum" şeklinde açıklamalar yapmaktaydı. Ve kimse bu sorunun cevabını öğrenemeden sene bitiyordu. Kimbilir belki aramızda Yaşam'ın sırlarına hakim biri fardır haaaa ne dersiniz? Yaşam'a yeni yıl notu: Come oon babyyyy!! 2014 yeni telefonunla, yeni güzelliklerle gelsin, hayat seni sevsin hahaha :))
Çok komik ve eğlenceli oldular sanırım, ayy bak şimdi heyecanlandım Haydi gelsin öğle vakti :))

24 Aralık 2013 Salı

Perihan Savaş'ı Sahnede İzlemek-Yüzleşme Şehir Tiyatroları

Geçtiğimiz akşam Kadıköy Haldun Taner Sahnesi'nde +Perihan Savaş, +Zeki Yıldırım ve +Samet Hafızoğlu 'nun oynamış olduğu, Yüzleşme adlı oyunu izledik.

Mekan deniz kenarında bir istasyon..
Haydarpaşa hayal ettim tabii ki hemen..

Ölen arkadaşının cenazesine giden Züleyha ile çok farklı kültürdeki büyük şehirde aradığını bulamamış, kente göç eden ve garda yatan Yadigar'ın karşılaşmaları, tren gelene kadar beklenilen o küçücük zaman zarfındaki konuşmaları oyun.. Ki Şehir Tiyatroları'nda şöyle tanımlanıyor. "Deniz kıyısındaki istasyonda yolları kesişen yalnız insanlar... Bir yanda geçmişe dönük kırgınlıkları ve pişmanlıkları ile yaşamını irdeleyen Züleyha, diğer yanda tek derdi para olan, yaşamı basit sorularıyla anlamlandırmaya çalışan ve umudunu yitirmeyen Yadigâr... İki farklı kültürün insanları olmalarına rağmen, Yadigâr ile Züleyha arasında giderek bir iletişim kurulur ve bir süre sonra her ikisi de yaşadıkları içsel yolculuklarındaki büyük yüzleşmenin farkına varırlar."

Oyun ihtilal sonrası yazılmış bu hemen belli oluyor. Tekstin ara söylemlerinde hapishane hayatını ve bir takım pişmanlıkları hemen hissedebiliyorsunuz. iki karakterde aslında yaşamlarından kesitler sunarak birbirlerine kendi doğrularını ifade ederken yaşanıyor asıl yüzleşme. Duyarlı olmak, insanları anlamak, yargılamadan b


akmaya çalışmak benim en dikkat ettiğim noktalar oldu.

İki karakterden biri cahillikle diğeri daha eğitimle sınanıyor.
Birlikteliklerinden oldukça güçlü bir akış çıkıyor.
Kendi içsel yolculuklarını dışarıya çıkarınca birbirlerinin aynasında duygularını fark ediyorlar. Belki de bu noktada yüzleşiyorlar.

Yadigar'ı beğendim. Oldukça güzel oynanmış bir karakter. Oyunda en eğlenceli replikler ona ait. Komik ve duygusal bir karakter.
Züleyha ise durgun, gizli örtüleri var, sanırım onları açmak seyirciye kalmış. Züleyha ile ilgili olumlu-olumsuz duygulara bürünebiliyor insan.
Biraz sizle, içinizle ve onu koyduğunuz yer ile alakalı..

Açıkçası mutlaka gidilmesi gerek diyebileceğim bir oyun değil. Ama gidilmesi güzel olur. Yani bir oyun seyretmek isterseniz, akıcı ve insanda hoş bir tat bırakmakta.  Tek perde ve 1 saatlik oyun, özellikle Perihan Savaş'ı izlemek için değer.

İstanbul Şehir Tiyatroları'nın Ocak ayı oyun düzeninde bulamadım ama takip için http://www.ibb.gov.tr/sites/sehirtiyatrolari/tr-TR/Sayfalar/Anasayfa.aspx

O, bu, şu değilde, Perihan Savaş ne güzel kadınmış, maşallah diyeyim bari :))

23 Aralık 2013 Pazartesi

Çok Şükür Sabahı

Bu sabah gerçekten içimden derinlerden bir yerden çoook şüküüüür diye uyandım..
Yani isyankar değilim genelde, ama bugün bir şükür bir şükür, nirvanaya ereceğim.
İlk kez bir pazartesi sabahı ne güzel gün dedim.
Ohhh dedim, işim var, her şey yolunda, bir sıkıntı yok, küçük tatlı belalar var ama o hep var, ne güzel şükür şükür şükür!
Ki hava sisli düşün!
Nasıl kasvet nasıl..
Demek ki insanın içinde her şey, biliyoruz da bazen hayat mucizelerini gösterince inanıyoruz.
Bu sabah benim için küçük mucizeler sabahı oldu bunun için.
Neyse özetle anlatacak derin bir şey yok, sadece şükür işte!

Tabii ki işe geldim ve baktım ne kadar param kalmış diye hemen bankaya, klasik bir pazartesi hali benim için, nihayetinde memurum ve 3 haftam var maaşa, adım adım ve kendinden emin gitmeliyim değil mi?
Ay zaten kendimi bi böööyle bırakarak, savurarak gidemedim ki şu hayattaa!

Neyse, para pul mevzuları bir tarafa, hafta yine yoğun geçeceğe benziyor.
Yarın klasik kemençe dersim, çarşamba gideceğim konser ile birlikte çarşambaya kadar dolu dolu dopdolu.
Zaten yılbaşı alışverişi var sırada, bir sürü hediye almam lazım.
Cuma günü çekiliş günü ve şahane bir sürpriz geldi aklıma, kızlar bayılacak.
Bakalım heyecanlı hafta..

Ama bir o kadar da yorgun, düşünsene tüm senenin ağırlığı var puff külçe var üstümüzde..
Bitse de gitsek..

20 Aralık 2013 Cuma

Cuma kafası

Haydi bugün sevdiğimiz bir şey yapmayaaa..
Bugün Cuma.
Bugün en özel gün.
Bugün rahatlama günü..

Kendimize sevdiğimiz bir şey yapalım.
Yürüyelim.
Sıcak çikolata içelim.
Kendimize ufak hediyeler alalım. 
Hak ettiik.
Kocaman haftayı devirdik.
Haydi gençlik! :)

19 Aralık 2013 Perşembe

Regl Olan Kadını Anla(ma) Kılavuzu!

Bu yazı erkeklere..

Gerçekten, erkek olan arkadaşım, anlayamayacağın bir dünyanın kapılarını sana aralamak üzereyim hazır mısın?

Kadınlar ergenlik dönemlerinde-buna blue çağıda denir- regl olurlar. İçeride neler olur detaya giremeyeceğim, bir zahmet sen bak bir kaç siteye, miteye, fizyolojiyi anlayıver..

Gelelim kadın kısmı regl olduğu zaman neler olduğuna..

Bir kere ilk durum şudur, kadınlar regliden hemen önce ve ya regl esnasında ve ya sonunda pskolojik olarak çok sıkılırlar, sinirlenirler, duygusal olurlar efendim bir tarafı kızgın demir bir tarafı baklava börek olur. Böyle daha kolay ağlar, daha çabuk alevlenir, her şey batar. Batar hayatın her yanı.. Efendim yavru köpek görse hemen sevmeye koyulur, savaş haberleri onu hemen etkiler, bir minik çocuğun gülümsemesine takılır vs. Ağlar, meyillidir, eğilimlidir..

Onun dışında hayat batar, insanlar batar, kocası-sevgilisi-babası-abisi, anası dadısı batar kadına vallahi, yaşadım ben bunu bilirim!

Sercan her zaman yaptığı gibi eve girer girmez koşa koşa salona geçip tv açıyorsa batar, sigara külü bir yere gelse batar, sana en ufak ters bir şey söylese batar, yani bu duygu sürekli bir hassasiyet duygusudur. Çabuk kırılır, kavga eder, birinin boğazına yapışır..

Hatta şöyle bir şey duymuştum, kadın eğer bir suç işlemişse onu regl döneminde yapmışsa cezai indirimden faydalanırmış, ne kadar doğru bilmem, ama kork bu durumdan!

İkinci olarak bu dönem gerçekten yemeğin zirve yaptığı dönemdir. Rüyalarda görülen dönerler mi dersin, sabah kahvaltı ederken öğlen yiyeceğin kebap mı dersin, efendim çayın yanına ne yesek halleri mi. Bu dönem hayalin geniş olduğu ve hammm yapmanın en doğal olduğu zamandır. Ki bu kendini özellikle tatlıda gösterir. Ben çok bilirim Nutella kavanozunun dibini gördüğümü.. Sürekli çikolata, hayat çikolata, yaşasın çikolata halidir regl dönemi..


Bir kadının en özgür dönemidir.
Bir kadının hormonlarının tavanı, hormon tavası yaptığı dönemdir.

Son olarak da bunun ağrı, sancı bölümü vardır ki sorma gitsin.. Bazı kadınlar bunu aşırı ölçülerde yaşarlar. Bu karın ve bel bölgesinde ciddi ağrılara sebep olur ki ben ilacı gelene kadar yerde kıvranan birini tanımıştım. Şanslıysanız küçük ağrılarla geçirirsiniz bu dönemi..

Efendim velhasıl kelam,
Bu dönemde bu kadın kısmına n'apmalıdır?

Bence karınıza-sevgilinize şu aşağıdakileri yapsanız o kadın o hormonları kanat yapar melek olur gider..

1. Sıcak su torbası-Battaniye: Bu ikiliyi özellikle kış aylarındaki reglide kullanmayan kadın var mıdır? Sevgiline hemen en şirininden bir sıcak su torbası alıver. Öyle lök gibi lastik lastik kokan metal mavi-kırmızı renkte olanından değil, artık çok şirinleri satılıyor, kendinden battaniyeli, mor mavi şahane güzelleri var. Bir de yumuşak battaniye, polarlı, koy arkasına yastık..Oh...
2. İlk aşamayı yaptıktan sonra mutlaka karın bölgesine dokun. Okşa, ciddiyim okşanmak süper iyi geliyor. Hele ki bunu sevgilin yapıyorsa....

3. Yemeğini- içmesini- kumandasını-bilgisayarını önüne ver. Allah aşkına kaldırma kadını, azıcık dinlensin n'olur..

Şimdi bunlar temel aktiviteler.. Bunları yapıyorum diyorsan benim hayalimdeki şu mesela..

Şarap.. Of nasıl romantik ve bir o kadar da güzel bir içkidir. Bir kadeh kırmızı şarap koy eşine, hafif bir müzik aç ve bir kaç mum.. Bak o kadın panterden kediye nasıl dönüyor, izle...

Tamam bu şaraplı, müzikli akşamın sana bir faydası olmayacak belki ama inan şahane işe yarayacak..

Ya da, ona harika en sevdiği tatlılardan oluşan bir karışım hazırlayabilirsin. Uğrayı ver bir tatlıcıya, al bir kaç şey.. Bak nasıl mutlu..

Ya da kan yapan yemekler, kırmızı et, kuru üzüm-kuru dut gibi kuruyemişler, ona sun bunları...
Ve resimdeki gibi harika bir film gecesi..

Valla bunları yaptın mı, bitti o iş..
İnce ol be adam, hep söylüyorum, ince ol.. Zarif ol, güzel ol..

Küçük bir kan kaybı gibi gözükse de, bir çok ilişkide en adrenalinli zamanlar bu vakitlerde oluyor. Kadını alttan al azıcık. Geçecek vallahi bitecek.. :)

Not: Resimler Tchibo, http://www.yasamstil.com/

Minik Yazı

Amanın da amanın,
Kaç günler geçmiş blog ıssız kalmış, çorak toprağa da dönmüş, vay anam vaaayyy..

Tabi bilmeliydim ben blog açarken hergün uğramam gerektiğini, bir ceee demem gerektiğini..
Ama n'apayım geçen haftanın hızını hala sürdürmekle birlikte nefes almakta güçlük çekiyorum..

Tabii ki Sercan'la barıştık, güzel cici zamanlar geçirdik.
Ama klasiktir konuşmadık üstüne pek, muhtemelen yine tekrarlayacak tüm hadiseler.

Cumartesi günü bizim minik kedinin geçici evinde daha fazla kalamayacağı ve onu alacak kişinin vazgeçtiğinin haberini alarak mideme yumruklar yedim, hasta oldum, yataklara düştüm
Hemen internete ilan verdim çaresizce. Artık nasıl yazdıysam ilanı 40 kişi aradı, çok şükür kedi harika bir eve gitti ve çok seviliyor şimdi..

Derken Salı günü Can Hoca'nın dersinde sunumum vardı ve fena geçmedi. Selimiye Camii'nin Unesco Dünya Mimari Miras Listesi'ne girme sürecini anlattım. Oh birinden kurtuldum ya, çok şükür..

Şimdi önümüzdeki haftaya çalışılacak bir kocaman eser, Nazlı'nın bebeğinin Baby Shover'ı, Elçin ile buluşma ve aslında çılgınca ödevler var. Çok işin olduğu zaman arkadaşlarından da zevk almıyorsun, bazıları mecburi oluyor..

Ne güzel birisi daha gelmiş, +Kahve Tadında hoşgeldin, teşekkür ederim takibin için :)



12 Aralık 2013 Perşembe

Dünün devamı

Dün gece öyle geçti gitti..
Geldi sokuldu, sarıldı uyudu benimle..
Sabah bana bir sürü şirinlik yaptı.

Ne biliym çok cevap veresim vardı aslında ama veremedim.

Dünün özeti bu/bugüne bakalım.

11 Aralık 2013 Çarşamba

Doğum Kontrol Hapı, Biz, Kar-Kış Kıyamet ve Sabır...

Neye kırıldık şimdi biz
Neden toparlayamıyorum ben
Neden kendimi odalara kapatasım geliyor, müzik ve biraz da pek depresif.
Gerçekten tek suçlu yazz hapı mı.. Bir doğum kontrol yöntemi olarak hap ve otomatik gelişen sinir bozukluğu ve zaten birlikte olamama durumu..
Çift taraflı korumadayım!!


Sinirlisin koca..
Çok sinirlisin..
Dün akşam ki aşırı sinirin anlaşılmaz ve anlayış kabul edilemez bilesin..
Neye sinirlendin ne kafanda o kadar büyüdü, sonra geldin çarptın bana.
Birde beni suçladın. Durmadın durmadın, hiç susmadın ve ağzına geleni söyledin..

Eee noldu? Ben bir odadayım şimdi, dünkü patırtıdan sonra kendime gelemedim kocam, sen bilgisayarını önüne alıp devam ettin ya gecene, ben kendimi banyoya atıp ağladım, ordan yatağa.. Hüngür hüngür..
Sabah 5'te kalktım.
Sinirden herhalde.
Ama anlamadım ben neden kalktım, sonra baktım yanımdasın, ayy bir sarılayım dedim sonra hatırladım..
Halbuki bir kaç saat evvel ağladım ya ben, unuttum yine!

Kalktım onca kar kış, işe gittim, karşıya geçtim.
Yüzüm gözüm şiş tabii.
Darmaduman, evde giydiğim hırkayı üstüme geçirdim, ne giyeceğimi  bilemedim. Yani bilememişim..

İştekilere alerjim tuttu ondan yüzüm gözüm şiş dedim.
Yuttular sanırım.

Yutmalılar zaten çok meraklılar çoğu zaman..

Akşam 4 mü 5 mi aradın, süt dökmüş kedi gibi, Galatasaray'ın Juventus'u yendiğini söyledin, sağolasın, en beklediğim haber!!

Az öncede kucağında kocaman bir kedi, hasta olmuş buna bakalım dedin, geldin.
Olmadı.

Ben odada bunalım.
Ne zaman konuşacağız, ne konuşacağız, yine mi üstünü kapatacağız bilmiyorum.
Sahi neden sen bağırınmıştın?

Vallahi bilmiyorum.
Ben ki +Balık Burcu kadını, pek salak, pek şapşal ve bayağı duygusal.
Ve sen +Boğa Erkeği azgın, sinirli ve sağlam..

Hayat güzel dimi şimdi?
Bana değil..
Ve mutfağa gitmem lazım, malum hap alacağım.
Hapımı alayım ki doğumumu kontrol edeyim.
Hapımı alayım ki her şey daha beter görünsün gözüme.
Kısır.
Döngü.

Bu yazının şarkısı da bu..  https://www.youtube.com/watch?v=AGNfE7r-Vdc

8 Aralık 2013 Pazar

Ah Bu Ben...

Şu an saat 10 civarı..
Hava buz..
Keskin kar..

Ve ben ağlamaklı.Yine yine..
Kediyi almadı gönüllü kadın..
Perşembe gelmedi.. Kızım yarın gelip alıcak dedi..
Cuma geldik Esra ile bekledik gelmedi..
Aradım açmadı..

Esra ile tiyatroya gittik. Çıktık, telefonum çaldı. Arayan abimdi. Annem sabah minibüsün içinde ayağını çarpmış, önce ağrımamış, sonra ağrımış hatta çok korkunç olmuş ayağı, kuzenimle annemi hastaneye kaldırmışlar, gelin dedi. Apar topar gittik, neyse çok şükür kırık çıkık yoktu..

Ben gergin, üzgün, kediyi napıcağımı bilmiyorum sonra ya anneme bir şey olsaydı naparım diyorum, böyle korkunç bir haldeyim.. Kadına mesaj attım. Dedim böyle böyle oyaladınız beni, şu an bu haldeyim, berbat durumdayım, siz alacağım kediyi dediğiniz için içeri aldım bla bla... Neyse kadın aradı, bir erkek sesi, ben oğluyum yarın kesin alıcam dedi. Almadı o da almadı, gelmedi cumartesi ve ben oturdum ilan verdim bazı sitelere..

Kedi elimde patladı!! Elçin kuzenim cumartesi akşamı gelip gördü ve bayıldı kediye.. Cins bu dedi,kediyi iyice içime soktum, sevdim de sevdim...

sabah oldu Didem geldi aklıma, kocasından yeni boşandı, kızı için kedi alacaktı, istiyordu, aradım böyle böyle dedim.. İsterim dedi alırım kediyi.. Derken bir sürü nasıl alırım nasıl buluşuruz organizasyonu, neyse eski kocası geldi aldı, ama dedi Didem kediyi tutamaz Elif'te (kızı) korkuyor dedi.. Allahım ölücem, Didem yok biz kediyi alıcaz bakıcaz, en kötü bakamazsak çok evi var onun bakılır sen hiç merak etme ben ona bir yuva bulurum dedi.

Güvendim. Güvenmek zorundaydım..
Geldiler aldılar.
Elif dokunamıyor bile... Babası alıştırmaya çalıştı.
Pek dokunamadı.
Aldılar gittiler kediyi.

Ben iyi mi yaptım kötü mü yaptım, ben naptım.. bilmiyorum..

Sonra sinemaya gittik biz kuzenler ablam abim +Düğün Dernek izlemeye gittik, bu arada girmeden önce Didem aradı, ben bunu çok sevdim dedi, tutabildim dedi,çok cesurum tuttum kediyi, çok sevimli dedi bir oohhh dedimm :) Mutlu girdim filme..

Ve filmde kim aradı? Kediyi almayan gönüllü kadın... Açamadım tabii.. Hem açsam ne diyeceğim, ekilmişim..
Alacak mıydı acaba gelip, ne diyecekti, bir sorunu mu vardıda gelememişti, neden benle paylaşmadı.. Ben anlardım, bişey yapardım, gelicem gelicem diyiyp gelmedi sonuçta...

Şimdi kedi Didem'de..
Çok iyi çok güzel diyor..
Ama güvenemiyorum işte. Çünkü Didem için bir çok şey hemen değişebilir, bir anda çok kötü olabilir her şey.. Bir anda kabusa döner ve kediyi istemeyebilir..
Biliyorum asla sokağa bırakmaz ama n'apar??
Naparrr??
Bilmiyorum..

İçim rahat oooh diyemedim..
Ablamda bir sürü konuştu kızım manyak mısın Dideme kedi verilir mi diye?

Off ya oofff..
Sevinmeli tamam bu soğukta dışarıda değil..
Ama sonra..??

Ve ben kediyi özledim.
Vallahi özledim 5 günde alıştım..
Ben ne salak, saçma sapan, gerizekalı duygusal bir insanım ya, benim bu durumum nedir ya, neden neden nedennn ben böyleyimmmm!! Ahhhhhh ahhhh bu ben işteee! Atsam atamıyorum, satsam satamıyorum, kendimden kaçarken en çok kendimi buluyorumm...

Melek..
Beni affet, bizi affet..
Başına bir şey gelmesin, beni hatırla çünkü ben seni hep sevicem, her yeni şey gibi, yine kalbim doğurdu bir tane daha, sen oldun o kalp.. Güzel kız...


Ve bu da..
http://www.youtube.com/watch?v=XabBoNFG-JE

Bu yazının şarkısı..
Ağlaya ağlaya gidiyorumm..
Saat 10 buçuk...

5 Aralık 2013 Perşembe

Wuhuuuuuu! Çok mutluyum!

Ay amooorrrr, Bloğumu açar açmaz bir takipçim olduğunu öğrendim Yarebbim ne büyük mutluluk :))
+Esra Ebru Bolat gelmiş, aman hoş gelmiş, memnun oldum ben çok.

Vay be insan şapşala dönebiliyormuş, ilgi önemli bir şey güzel kardeşim, ilgilen ilgili davran, ilgi al, valla içimde buzlar falan eridi.

Yine yazamamışım ben, hafta sonu evde kalacağım diye sevindiğim geçtiğimiz hafta sonu gerçekten evde kaldım, yataklara yapıştım hastalıktan.. Kendimi toparlayamadım, kalkamadım, ama neyse bitti, geçti gitti..

Korkunç soğuklar başladı Salı günü, en çok sokakta kalan yavru kedileri düşündüm yine..
Bir tane vardı yan apartmana gizlenen ve büyüklerden dayak yiyen kedi, onu eve aldım. Evet yaptım ben bunu..
Gittim pire damlası ve parazit aşısı yaptırdım ve eve aldım.
Küçük odamı kendisine bahşettim.
İyi ki..
O kadar mutlu ki, bir küçük ayakkabı kutusunda uyuyor, kaloriferin yanına sığıyor, yemek kabından yiyor, kumuna işiyor.. Öyle akıllı ki..

Daha önce sokaktan bulduğum bir van kedisini sahiplendirdiğim Sevil Hanım'ı aradım, perşembe arabam bakımdan çıkıyor gelip alırım dedi, ve bugün Perşembe.. Aramaya korkuyorum, ya almazsa?? Kötü düşünmek istemiyorum ama almazsa B planım yok, var ama hiç tutarlı değil, naparım ben?

Ayy pozitif pozitif pozitif düşünelimm değil mi?

Evlenmeden önce 2 senemi Funky ile geçirdim ve son 2 senemide ayrı..
Hayatımın en güzel parçası Funky, kedim..
Evlenirken annemler hem sen hem Funky giderse dayanamayız dediklerinden alamadım kedimi, annemde şu an.
Ve tüm bunlarla birlikte korkunç bir kedi alerjim var.. Benim gibi kedi manyağı insana bu yapılır mı??
Eve hem Funky'den hemde alerjimden dolayı kedi alamıyorum, şu 2 günlük minnak şey bile mahvetti beni, nefes alamıyorum.

O yüzden bu miniği sahiplendirmem lazım.
Olmaz olamaz malesef yapamayız bir arada :(

Şimdilik en büyük odağım bu iş.. Bu akşam çözmemiz lazım. Bol dua, sokağa bırakamam tekrar...