Haydi bakalım kutlu olsun..
Şuracıkta kutlayayım kendimi rahatça.. İyi ki doğmuşum yahu..
Sayemde hayata kan geldi can geldi, aileye mutluluk geldi, iş yerine eğlence geldi, kocama kadın geldi (hahahah bu olmadı ama neyse)..
Bu abartılı şahane doğum günü mesajı sonrası, gerçeklere ve normallere dönelim. Yes ay em 31 yiğırs old.
30 ların başı işte..,
Geçen sene 30'un şokunu yaşadım bu sene 31'i gayet sünepe bir biçimde kutlamaktayım.. Yani hiç bir şey yapmıyorum, nedense çılgın eğlenceler falan olmadı bu sene.. Ee zaten pazartesiye gelmiş bir doğumgününden fazla şeyde beklememek lazım..
İş yerinde Hülyacığımın karanfilleriyle odaya girdim.. Daha sonra Erdem'ciğimin çiçeği, Gülistan'ın kanaviçe işlediği havlu, şimdi de Pınar'ın aldığı kitap ve minik tablosu... Şimdilik günümü güzelleştirenlerle çok mutlu bir pazartesindeyim bakmayın, ne güzel iyi ki varlar, kutlayan, seven, gelen, giden, yazan herkes...
Nice mutlu sağlıklı sevgi dolu yaşlara inşallah.. Kendime ödül, bugün bolca yemek yiyeyim o halde :))
24 Şubat 2014 Pazartesi
13 Şubat 2014 Perşembe
Fazla Sosyallik Mevzusunu Açalım Biraz...
Evet yine şapşal Merkür rötarda, oldukça zorlu iletişim yollarından geçiyorum, herkes her dediğimi yanlış anlıyor, talihsizlikler beni buluyor falan.. Neyse ben geçen hafta yarım kalan sosyallikten ölme halimi yazacaktım..
Geçen hafta..İnsaflı olalım, normal mi bir düşünelim...
01 Şubat Elçin'in Doğumgünü: Zaten bloğumda yazmıştım sıkılarak gittim ama gittim diye Bakınız: "Hafta Başı, Salla Başı, Al Maaşı"
Ay bu bağlantılar nasıl yapılıyor öğrenmem gerek.. Neyse çirkin oldu ama oldu. Hmm özetle: Taksim Teras'te Yemek ve Babylon Loung'da Radyo Eksen partisi
04 Şubat Klasik Kemençe dersi: Klasik program, her salı böyle..
05 Şubat Seval-Muzaffer Davet: Lale'nin arkadaşı (Lale kayınvalidem, yazmış mıydım daha önce günlük?) Seval ve Muzaffer'in evliliklerinin 14. yılı sebebiyle oturdukları sitenin sosyal tesisinde verdikleri yemeli, içmeli, müzikli davet.. Çok güzel bir geceydi, bol tangolu, danslı ve oldukça güzel yemekli..
07 Şubat Özcan Abinin Doğumgünü: Evet Cuma akşamı yemek sonrası Özcan abimizin doğumgününü kutlamaya onlara çaya gittik, Özcan abinin sevdiği börekten yaptım bir de minik hediye çok hoşlarına gitti.
8 Şubat Cumartesi..BoMbA GüN:
Sabah Kahvaltı: Kuzen Banu'da. Amcamlar, annem abim herkes büyük geniş bol yemeli kahvaltı..
Öğlen Yemeği: Elçin ve Kamer ile birlikte dışarıda.
Akşam Üzeri: Umre'ye giden teyzemde.. Ona ve diğer teyzeme yaptırdığım hediyeyi verdim, bol dualar ettim falan..
Akşam: Diğer teyzem, diğer Umre hediyesi
Gece: Annem... Neymiş ona da uğramam gerekiyormuş çünkü bilmem nereden sipariş ettiği tereyağını almam gerekmiş :)
Oki aldım...
9 Şubat Pazar, Anadolu Kavağı'nda Kahvaltı: Haftalar öncesinden konuşulmuş, üniversiteden arkadaşlarımla planlanmış kahvaltı.. Gitmesem olmaz, çok ayıp! Gittim.. Sercan'ı yataktan kaldırmayı bir bana bir Allah'a sorunuz... Neyse Elif-Cem ve Dilşad-Apo ile güzel bir kahvaltı..
Öğle: Sabah mesaj atan İlkim'le Fenerbahçe'de buluşma.. "Ilgın sen yorulma, biliyorum tez yazmak için kendini eve kapattın ama ben gelirim senin oralara kahve içmeye".. Bennn kendimi kapattım ha? :) iyiymiş...
Tabii ki kıramadım ve geldi yemek yedik, sohbet derken. Tatlı belam Elçin'im aradı beni :)) Nerdesin seni göreceğim diye.. Bende satayım anasını gel sende gel Fenerbahçedeyim dedim. Neyse geldi İlkimle tanıştı ay biz bir muhabbet bir muhabbet oofff! Çok güzel bir akşamdı.. Ama ben saat 7 gibi kalkmayı istedim, sanırım Elçin'e biraz ayıp oldu ama kafam kazan olmuştu genel olarak.. Neyse eve gelip yaklaşık bir saat sessizce oturdum...
12 Şubat Çarşamba: Sercan'ın stüdyoya girmesini fırsat bilerek annemi çağırdım gel bizde kal kız kıza oturalım diye, o da eski komşumuz Fatma ablayı da çağırdı derken ben yine mutfakta börek, çörek çay taşımaca :)) Ama güzeldi yinede... Mustafa öldü +Muhteşem Yüzyıl (Ask-i Derûn) 'da bi baktık biraz kapattık falan.. Sonra baktım sosyal medya yıkılmış.. Diziyi izlemiyorum ama etkilemiş sanırım herkesi..
Bugünnnn?:)))
13 Şubat Perşembe Kuzenlerle taksimde buluşup meyhane yapacağız.. Denizli'den kuzenim geldi napalım :))
Yarın ise Semra, Nihan, Duygu grubu ve kocalar ve ve ve bekar erkeklerle (Sercan'ın arkadaşları) Yelken Kulüp'te Ata'yı dinlemeye gideceğiz.. Romantik Sevgililer günü hali.. (mi?) :)) Çöpçatanlık işte.. Semra ve Duygu'ya Burak, Deniz ve ya İbo..Düşündük biz ama bilmem :))) Neyse komik bişiler...
EEE Normal mi bunlar?
Bence değil..
Bunların ikisini üstüste yapıp bayılanı biliyorum..
Neyse Allah sağlık sıhhat ve böyle bol sevilmeyi nasip etsin herkese, sonuçta herkes kıymet veriyor da beni görmek istiyor ya da davet ediyor, yine bir çok şükür yeni bir çok şükür...
Ps: Geçen haftaya dair elimde kalan tek görsel teyzemlere yaptırdığım Umre hediyesi,el işi kristal tespihler.. Güzel oldu mu ki acaba, beğendiler ama.. Bilemedim.
Geçen hafta..İnsaflı olalım, normal mi bir düşünelim...
01 Şubat Elçin'in Doğumgünü: Zaten bloğumda yazmıştım sıkılarak gittim ama gittim diye Bakınız: "Hafta Başı, Salla Başı, Al Maaşı"
Ay bu bağlantılar nasıl yapılıyor öğrenmem gerek.. Neyse çirkin oldu ama oldu. Hmm özetle: Taksim Teras'te Yemek ve Babylon Loung'da Radyo Eksen partisi
04 Şubat Klasik Kemençe dersi: Klasik program, her salı böyle..
05 Şubat Seval-Muzaffer Davet: Lale'nin arkadaşı (Lale kayınvalidem, yazmış mıydım daha önce günlük?) Seval ve Muzaffer'in evliliklerinin 14. yılı sebebiyle oturdukları sitenin sosyal tesisinde verdikleri yemeli, içmeli, müzikli davet.. Çok güzel bir geceydi, bol tangolu, danslı ve oldukça güzel yemekli..
07 Şubat Özcan Abinin Doğumgünü: Evet Cuma akşamı yemek sonrası Özcan abimizin doğumgününü kutlamaya onlara çaya gittik, Özcan abinin sevdiği börekten yaptım bir de minik hediye çok hoşlarına gitti.
8 Şubat Cumartesi..BoMbA GüN:
Sabah Kahvaltı: Kuzen Banu'da. Amcamlar, annem abim herkes büyük geniş bol yemeli kahvaltı..
Öğlen Yemeği: Elçin ve Kamer ile birlikte dışarıda.
Akşam Üzeri: Umre'ye giden teyzemde.. Ona ve diğer teyzeme yaptırdığım hediyeyi verdim, bol dualar ettim falan..
Akşam: Diğer teyzem, diğer Umre hediyesi
Gece: Annem... Neymiş ona da uğramam gerekiyormuş çünkü bilmem nereden sipariş ettiği tereyağını almam gerekmiş :)
Oki aldım...
9 Şubat Pazar, Anadolu Kavağı'nda Kahvaltı: Haftalar öncesinden konuşulmuş, üniversiteden arkadaşlarımla planlanmış kahvaltı.. Gitmesem olmaz, çok ayıp! Gittim.. Sercan'ı yataktan kaldırmayı bir bana bir Allah'a sorunuz... Neyse Elif-Cem ve Dilşad-Apo ile güzel bir kahvaltı..
Öğle: Sabah mesaj atan İlkim'le Fenerbahçe'de buluşma.. "Ilgın sen yorulma, biliyorum tez yazmak için kendini eve kapattın ama ben gelirim senin oralara kahve içmeye".. Bennn kendimi kapattım ha? :) iyiymiş...
Tabii ki kıramadım ve geldi yemek yedik, sohbet derken. Tatlı belam Elçin'im aradı beni :)) Nerdesin seni göreceğim diye.. Bende satayım anasını gel sende gel Fenerbahçedeyim dedim. Neyse geldi İlkimle tanıştı ay biz bir muhabbet bir muhabbet oofff! Çok güzel bir akşamdı.. Ama ben saat 7 gibi kalkmayı istedim, sanırım Elçin'e biraz ayıp oldu ama kafam kazan olmuştu genel olarak.. Neyse eve gelip yaklaşık bir saat sessizce oturdum...
12 Şubat Çarşamba: Sercan'ın stüdyoya girmesini fırsat bilerek annemi çağırdım gel bizde kal kız kıza oturalım diye, o da eski komşumuz Fatma ablayı da çağırdı derken ben yine mutfakta börek, çörek çay taşımaca :)) Ama güzeldi yinede... Mustafa öldü +Muhteşem Yüzyıl (Ask-i Derûn) 'da bi baktık biraz kapattık falan.. Sonra baktım sosyal medya yıkılmış.. Diziyi izlemiyorum ama etkilemiş sanırım herkesi..
Bugünnnn?:)))
13 Şubat Perşembe Kuzenlerle taksimde buluşup meyhane yapacağız.. Denizli'den kuzenim geldi napalım :))
Yarın ise Semra, Nihan, Duygu grubu ve kocalar ve ve ve bekar erkeklerle (Sercan'ın arkadaşları) Yelken Kulüp'te Ata'yı dinlemeye gideceğiz.. Romantik Sevgililer günü hali.. (mi?) :)) Çöpçatanlık işte.. Semra ve Duygu'ya Burak, Deniz ve ya İbo..Düşündük biz ama bilmem :))) Neyse komik bişiler...
EEE Normal mi bunlar?
Bence değil..
Bunların ikisini üstüste yapıp bayılanı biliyorum..
Neyse Allah sağlık sıhhat ve böyle bol sevilmeyi nasip etsin herkese, sonuçta herkes kıymet veriyor da beni görmek istiyor ya da davet ediyor, yine bir çok şükür yeni bir çok şükür...
Ps: Geçen haftaya dair elimde kalan tek görsel teyzemlere yaptırdığım Umre hediyesi,el işi kristal tespihler.. Güzel oldu mu ki acaba, beğendiler ama.. Bilemedim.
11 Şubat 2014 Salı
Bir Minik Ofis Böceğiyim!
O halde sondan başlayalım.
Şu anda iş yerindeyim ve çalışırken müzik dinleme
çabasındayım. Bunun onlarca ama onlarca sebebi var. İlk olarak odamın
genişliği, büyüklüğü bunun nedeni. Tabii ki sadece fiziksel büyüklüğü değil
mevzu, insan dolu, 20 kişi aynı odadayız. Hepsinin çayı, çişi, kahvesi,
telefonu derken içerisi acayip bir gürültüyle sarsılmakta, haaa muhabbetlerini
de demiyorum..! İşe 09.30’da gelen Nihat Bey her sabah vapur maceralarını ya da
kafasına takılan bir soruyu, ya da ailevi mevzularını yada teknoloji
problemlerini bağıra bağıra bir masadan diğerine anlatmasa olmaz, gerçekten
rahatlamaz…O yüzden bana müzik sistemi lazım, sağlamından!Telefona ve ya
bilgisayara yüklenilen müziklerden baymış durumdayım.. Ancak çalıştığımız
bilgisayarlarla hiçbir siteye giremiyoruz. Bırak Youtube, Facebook’u radyo bile
dinleyemiyoruz.. Tüm siteler engelli!Oh shittt…İşte tam bu noktadayım…!!
Neyse yinede bir hal çare bulunuyor tüm çözümsüzlüklere,
kaçak göçek bir siteye girdim, şimdi oradan bir iki şarkı dinlemekteyim..Aslında
ben geçen haftamı nasıl geçirdiğimi yazacaktım ama tam radyo muhabbeti yaparken
biri tepemdeki ışığı kapattı..Tam da şu an okuyucum! Işıklar çiftli yanıyor ve
4 masanın ikisini bir tanesi, diğer ikisini bir tanesi aydınlatıyor.. Bilgisayara bakarken parladığından kapatmak
istedi, ama ben karanlıkta kaldım..Off en sevmediğim şey karanlıkta çalışmak
çok zor…Ay Allahım yazım amacından saptı, iş yeri ve hımbıllıkları adlı esere
dönüştü.. Yazıyı ikiye bölelim o halde..
Şimdilik bu bu kadar, radyom çalışmıyor, ışığımı kapattılar
ve gürültü devam ediyor.
Bol performans, bol verimlilik diliyorum herkese, ıkının
tıkının işinizi yapın misal şu an ben öyleylim….
3 Şubat 2014 Pazartesi
Hafta Başı, Salla Başı, Al Maaşı
Pazartesi sendromunda değilim, sadece hayallerim var..
Misal hemen akşam olsun, eve gideyim spor yapayım.
Hemen akşam olsun Klasik Kemençe'me kavuşayım gibi..
Oldukça makul ve yerinde istekler bence.
İş yerine gelip sevgili arkadaşım Kübra'nın bilmemne evlerinin çekilişine katılması ve çekiliş sonuçları hikayesi, bilmem kaçıncı evini satın alıyor alması lakırdılarından baymış, tatil dönüşü büyük bir hırs içinde sabahın 8'inde bunlardan konuşuyor olmasını oldukça hayretlerle izliyor durumdayım. Oysa ben, elimdeki minnicik parayla ikinci el araba bile seçmeyi becerememişken insanlardaki bu hırs, beceri ve para manyaklığıyla dolu yaşam stillerini takdirle izliyorum.. Benimse eve gideyimde yukardakilere ek olarak bir de zeytinyağlı kereviz pişireyim, ooh mis gibi yeriz yoğurtla hayallerim bu noktada oldukça saf sanırım sevgili okuyucu..
Hafta sonu geçti, sosyallik meselesini merak edenler için açayım.. Cumartesi sabahı 9'da uyandım ve kendime "yooo hayır ben buna hazır değilim" dedim.. Oysa ki kalmalıydım, kahvaltı etmeli 1 saat beklemeli spor yapmalı ve şahane mi şahane bir cumartesi geçirip akşamda Elçin'in doğum gününe gitmeliydim.. Ama uyanamadım, olmadı, tekrar yattım be uyandığımda saat 12 idi.. Kalktım ve gerçekten kolumu kıpırdatacak halim yoktu. Kahvaltı, biraz tv karşısında dinlenmece, vitaminler derken azıcık enerji bulup sporumu yaptım, sonra tekrar nakavt.. Uyu uyu uyu.. Koca cumartesi uyudum. Elçin'in doğum gününe gittim ama zooorla zorla gittim ve orada zoorla zooooooorla durdum...
+Asmalı Mescit'de +Tavan Arası'nda yenilen yemekten sonra +Babylon Lounge'a gittik ve +Radyo Eksen'in partisindeydik. Ben açıkçası pek eğlenmedim. Ya bir şeyi yapmak istemiyorsam zorla aman kimse kırılmasın diye yapıyorsam gerçekten olmuyor, çok zorlanıyorum. Elçin bunu pek anlamadı yüzüm hep gülüyordu gerçi ama, 1 gibi kalktık ve n'oldu sıkıldınız mı sorularından pazar günü dahil olmak üzere pek kurtulamadım :)) Yok Elçin çok eğlenceliydi niye sıkılalım? Zaten Elçin'in ne suçu var benim şapşallığım...
Pazar desen yine bi halsizlik ve betim benzimin atma durumu.. Evden çıkamadım.
Çıkamadık..
Sercan geçtiğimiz hafta aldığı bas gitarın sevinciyle evde sürekli bas çalıştı, gitti ufak bir amfi-anfi?? aldı..
Ben ise klasik kemençemle mümkün olduğunca uzun bir pazar geçirdim..
Zaman aktı gitti işte okuyucu..
Ps. Bu da bas gitarımız
Misal hemen akşam olsun, eve gideyim spor yapayım.
Hemen akşam olsun Klasik Kemençe'me kavuşayım gibi..
Oldukça makul ve yerinde istekler bence.
İş yerine gelip sevgili arkadaşım Kübra'nın bilmemne evlerinin çekilişine katılması ve çekiliş sonuçları hikayesi, bilmem kaçıncı evini satın alıyor alması lakırdılarından baymış, tatil dönüşü büyük bir hırs içinde sabahın 8'inde bunlardan konuşuyor olmasını oldukça hayretlerle izliyor durumdayım. Oysa ben, elimdeki minnicik parayla ikinci el araba bile seçmeyi becerememişken insanlardaki bu hırs, beceri ve para manyaklığıyla dolu yaşam stillerini takdirle izliyorum.. Benimse eve gideyimde yukardakilere ek olarak bir de zeytinyağlı kereviz pişireyim, ooh mis gibi yeriz yoğurtla hayallerim bu noktada oldukça saf sanırım sevgili okuyucu..
Hafta sonu geçti, sosyallik meselesini merak edenler için açayım.. Cumartesi sabahı 9'da uyandım ve kendime "yooo hayır ben buna hazır değilim" dedim.. Oysa ki kalmalıydım, kahvaltı etmeli 1 saat beklemeli spor yapmalı ve şahane mi şahane bir cumartesi geçirip akşamda Elçin'in doğum gününe gitmeliydim.. Ama uyanamadım, olmadı, tekrar yattım be uyandığımda saat 12 idi.. Kalktım ve gerçekten kolumu kıpırdatacak halim yoktu. Kahvaltı, biraz tv karşısında dinlenmece, vitaminler derken azıcık enerji bulup sporumu yaptım, sonra tekrar nakavt.. Uyu uyu uyu.. Koca cumartesi uyudum. Elçin'in doğum gününe gittim ama zooorla zorla gittim ve orada zoorla zooooooorla durdum...
+Asmalı Mescit'de +Tavan Arası'nda yenilen yemekten sonra +Babylon Lounge'a gittik ve +Radyo Eksen'in partisindeydik. Ben açıkçası pek eğlenmedim. Ya bir şeyi yapmak istemiyorsam zorla aman kimse kırılmasın diye yapıyorsam gerçekten olmuyor, çok zorlanıyorum. Elçin bunu pek anlamadı yüzüm hep gülüyordu gerçi ama, 1 gibi kalktık ve n'oldu sıkıldınız mı sorularından pazar günü dahil olmak üzere pek kurtulamadım :)) Yok Elçin çok eğlenceliydi niye sıkılalım? Zaten Elçin'in ne suçu var benim şapşallığım...
Pazar desen yine bi halsizlik ve betim benzimin atma durumu.. Evden çıkamadım.
Çıkamadık..
Sercan geçtiğimiz hafta aldığı bas gitarın sevinciyle evde sürekli bas çalıştı, gitti ufak bir amfi-anfi?? aldı..
Ben ise klasik kemençemle mümkün olduğunca uzun bir pazar geçirdim..
Zaman aktı gitti işte okuyucu..
Ps. Bu da bas gitarımız
1 Şubat 2014 Cumartesi
30 Ocak 2014 Perşembe
Sorun Şu: Fazla Sosyallik, Çok Akraba ve Çok Arkadaş...
Ben daha normal bir insan olabilirdim.. Evet bu kadarı fazla, çok fazla..
Günler günleri kovalarken Ilgın ne yapıyordu? Acaba neden kendine vakit ayıramıyordu? Şatatatatammmm.
Son 3 haftadır eve gelen misafirin haddi hesabı yok. Hemde Cuma-Cumartesi pas geçmeden. Kimler mi geldi?
1. Cuma: Kuzenler Emine ve Yeşim.. Emine'nin yakın arkadaşı evlenecek ve benden kıyafet bakacaktı. Bize geldikler yemek, içmek bol muhabbet şahaneydi. Elbise de buldu, fuşya elbisem yine giyildi, ne bereketli elbiseymiş yahu.. Kuzenlerime ölürüm!Kimselere vermem, değişmem.. Biriciklerim. Elbise de böyle bir şey. Alfa Beta Abiye'den..
1. Cumartesi: Hala kızı Dilek.. Halamın benim düğünüm esnasında çok çok hasta olması, düğünüme gelememesi ve yaklaşık 1 sene evvel onu kaybetmemizin ardından, Dilek nihayet bana hayırlı olsuna kahvaltıya geldi, uzun uzun oturduk..
2. Cuma: Sercan'ın arkadaşı Emrah geldi, uzun uzun sohbet muhabbet ve birlikte Kinect oynadılar, gecenin körüne kadar ki ertesi gün misafirim olduğundan, gözünün içine baktım gitmesi için, yeminle! Ayıp ama napim çok yorgundum. Neyse 1,5 gibi gitti hemencik yattım uyudum..
2. Cumartesi: Çocukluk arkadaşlarım Aylin ve Yasemin.. Aylin'in 2 yaşındaki güzel kızı.. Çok güzel bir gündü, çok oturduk uzun uzun.. Mahalle arkadaşım ya top koşturmuştuk, şarkıcılık oynamıştık, ip atlamıştık.. Evet hepsini yaptık biz.. Onlarla yıllar sonra çay muhabbeti yapmak ne güzeldi..
3. Cuma: Ankara'dan teyzem geldi, annem ve buradaki teyzem.. Çaya geldiler ve bir önceki gece tabii ki 4 saat mutfakta geçirdim ben. İşten geldiğimde hiç bir şey yetiştiremem çünkü, pek mümkün değil.. Çok tatlılardı güzel güzel minnoş minnoş.. Canlarım onlar!
3. Cumartesi: Sercan'ın annesinin yani kayınvalidemin arkadaşı geldi. Herkes şaşırıyor "nee kayınalidenin arkadaşını mı çağırdın?" :)) Hahaahaaa millet kayınvalidesini eve sokamazken ben oo arkadaşı, anası, zıbırı, torunu, tulumu bayılırım.. Napim insan seviyorum onlarda beni..Gelmek isteyene yok gelme mi diyeyim?
SOOOOO, Yorgunluktan bitik durumdayım! Bu hafta sonu kimse gelmicek, kimseyi çağırmadım. Ama durup dinleniyor muyum? Hayıııııııııııııııııııııırrr... Gelelim ikinci sorunsala...
Bu hafta sonu Elçin'in doğumgünü var, cumartesi, pazar için de taa geçen haftadan Dilşad ve Elif'le kahvaltı edeceğiz, eşli meşli, Anadolu Kavağı'nda, 8'inde Nihan'ın doğumgünü var, o da yemeli içmeli bilmem kaç yüz milyona doğum günü yapıyor. Yani aslında benim tüm bunlara gitmeyip oturup ders çalışmam gerek.. Zaten hepsine mümkün değil Sercan'ı götüremem.. Hem madden hem ruhen biz o kadar organizasyonda olamayız... Ay kimi nasıl red edeceğim hiç bir fikrim yok.. Bunalımdayım, fazla fazla fazla her şey fazla..
Gerçekten maddi yönünü halletsek bile Sercan'ı götüremem.. Ben giderim bayıla bayıl ama götüremem onu. Off Uyumlu ve herşeye oki diyen bir koca örneği var mı acaba dinlemek isterim, tanışmak imza almak falan isterim..
Çok bunaldım cıkır cıkır insanlardan, annemi ablamı abimi göremedim resmen.. Bana tripliler haklılarda.. Millet sadece aileyi görüyor bir iki de arkadaş..
Ben maşallaaahhh...
Off sosyal bir böceğim. Evet o benim..
PS. Bu da o güzel fuşya elbisem, giymeye doyamadım, giydim eskittim...

Günler günleri kovalarken Ilgın ne yapıyordu? Acaba neden kendine vakit ayıramıyordu? Şatatatatammmm.
Son 3 haftadır eve gelen misafirin haddi hesabı yok. Hemde Cuma-Cumartesi pas geçmeden. Kimler mi geldi?
1. Cuma: Kuzenler Emine ve Yeşim.. Emine'nin yakın arkadaşı evlenecek ve benden kıyafet bakacaktı. Bize geldikler yemek, içmek bol muhabbet şahaneydi. Elbise de buldu, fuşya elbisem yine giyildi, ne bereketli elbiseymiş yahu.. Kuzenlerime ölürüm!Kimselere vermem, değişmem.. Biriciklerim. Elbise de böyle bir şey. Alfa Beta Abiye'den..
1. Cumartesi: Hala kızı Dilek.. Halamın benim düğünüm esnasında çok çok hasta olması, düğünüme gelememesi ve yaklaşık 1 sene evvel onu kaybetmemizin ardından, Dilek nihayet bana hayırlı olsuna kahvaltıya geldi, uzun uzun oturduk..
2. Cuma: Sercan'ın arkadaşı Emrah geldi, uzun uzun sohbet muhabbet ve birlikte Kinect oynadılar, gecenin körüne kadar ki ertesi gün misafirim olduğundan, gözünün içine baktım gitmesi için, yeminle! Ayıp ama napim çok yorgundum. Neyse 1,5 gibi gitti hemencik yattım uyudum..
2. Cumartesi: Çocukluk arkadaşlarım Aylin ve Yasemin.. Aylin'in 2 yaşındaki güzel kızı.. Çok güzel bir gündü, çok oturduk uzun uzun.. Mahalle arkadaşım ya top koşturmuştuk, şarkıcılık oynamıştık, ip atlamıştık.. Evet hepsini yaptık biz.. Onlarla yıllar sonra çay muhabbeti yapmak ne güzeldi..
3. Cuma: Ankara'dan teyzem geldi, annem ve buradaki teyzem.. Çaya geldiler ve bir önceki gece tabii ki 4 saat mutfakta geçirdim ben. İşten geldiğimde hiç bir şey yetiştiremem çünkü, pek mümkün değil.. Çok tatlılardı güzel güzel minnoş minnoş.. Canlarım onlar!
3. Cumartesi: Sercan'ın annesinin yani kayınvalidemin arkadaşı geldi. Herkes şaşırıyor "nee kayınalidenin arkadaşını mı çağırdın?" :)) Hahaahaaa millet kayınvalidesini eve sokamazken ben oo arkadaşı, anası, zıbırı, torunu, tulumu bayılırım.. Napim insan seviyorum onlarda beni..Gelmek isteyene yok gelme mi diyeyim?
SOOOOO, Yorgunluktan bitik durumdayım! Bu hafta sonu kimse gelmicek, kimseyi çağırmadım. Ama durup dinleniyor muyum? Hayıııııııııııııııııııııırrr... Gelelim ikinci sorunsala...
Bu hafta sonu Elçin'in doğumgünü var, cumartesi, pazar için de taa geçen haftadan Dilşad ve Elif'le kahvaltı edeceğiz, eşli meşli, Anadolu Kavağı'nda, 8'inde Nihan'ın doğumgünü var, o da yemeli içmeli bilmem kaç yüz milyona doğum günü yapıyor. Yani aslında benim tüm bunlara gitmeyip oturup ders çalışmam gerek.. Zaten hepsine mümkün değil Sercan'ı götüremem.. Hem madden hem ruhen biz o kadar organizasyonda olamayız... Ay kimi nasıl red edeceğim hiç bir fikrim yok.. Bunalımdayım, fazla fazla fazla her şey fazla..
Gerçekten maddi yönünü halletsek bile Sercan'ı götüremem.. Ben giderim bayıla bayıl ama götüremem onu. Off Uyumlu ve herşeye oki diyen bir koca örneği var mı acaba dinlemek isterim, tanışmak imza almak falan isterim..
Çok bunaldım cıkır cıkır insanlardan, annemi ablamı abimi göremedim resmen.. Bana tripliler haklılarda.. Millet sadece aileyi görüyor bir iki de arkadaş..
Ben maşallaaahhh...
Off sosyal bir böceğim. Evet o benim..
PS. Bu da o güzel fuşya elbisem, giymeye doyamadım, giydim eskittim...

17 Ocak 2014 Cuma
Birikenler, Birikmişler, Birikimler
Aman benim canım bloğum sessiz sedasız kalmış, çorak toprağa dönmüş, neler birikmiş neler neler neleer...
Öncelikle okuldan başlayalım. Sanırım bitti.. Evet evet bitti.. Derslerimi aldım bitti. Şimdi doktoranın ilk aşaması için ohhh deme noktasındayım.. Tabii ki biliyorum bundan sonrası bir tık daha zor. Çünkü Nisan'da yeterliliğe gireceğim. Vay halime.. Çok okumam çok çok çok çalışmam gerek.. Yani hem kendimi, hem burayı daha fazla yemeye başlayacağım sevgili bloğum..
Haftanın en önemli diğer olayına da geçelim.. Ahh Pazar günkü kahvaltı.. Aylardır ayarlamaya çalışıtığımız çılgın Lise buluşması!! Lise arkadaşlarımı ara ara gördüm, bazılarıyla yılda bir iki kez görüşüyorum, +Facebook sağolsun herkesin hayatından haberdarım.. Sadece Alişan'ı liseden beri görmemiştim ki bu yaklaşık 12-13 yıl yapıyor.. Pazar günki buluşma yaklaşık 20 kişilik bir buluşmaydı. Çok güzeldi, çok eğlenceliydi sabah 11'den 3'e kadar birlikteydik..
Ama en çok özlediğim sanırım Semra ve Nihan oldu.. Semra benim en yakın arkadaşlarımdandı. Aslında nasıl biz yakın arkadaştık hiç anlamadım senelerce.. Çünkü o cadde kızı, markasız bir şey giymeyen, yediği içtiği bile farklı :), büyüme ortamımız desen apayrı, takıldığı arkadaşlar hep saçma sapan benim için boş boş hatunlar, ama biz hep yakındık, hep birbirimizi severdik, hep paylaşırdık... Ben Ege ve Okanlaydım, o başka tiplerle ama iyiydik biz kendi aramızda.. Sonra koptuk tabi ara ara haberleştik hatta bir-iki buluştuk ama olmadı.. Ben düğünüme çağırmadım onu.. Hakikaten bilerek değil, isteyerek asla değil ama unuttumm!! Bütün saçma sapan insanları çağırdım ve onu unuttum.. Sonra aklıma gelmişti ben niye Semra'yı çağırmadım dedim ama pazar günü tekrar sarılınca ona ve aynı yakınlığı görünce kafama dank etti.. Nasıl atladım ben onu, nasıl yaptım bunu, ondanda özür diledim, o da hiç bir şey demedi kuzum...
Nihan aynı, kokusu bile aynı canımın :) Kocasıyla gelmiş gudu gudu.. Yerim.. Mutlu oldum onu görünce..
Kahvaltı bitti vs. Tabii ki çılgın Semoş hemen bir whatsapp grubu kurdu ve şimdi sabah akşam mesajlaşıyoruz.. Bilmiyorum bu gaz ne kadar sürer ama çok mutlu oldum onlarla tekrar görüşünce..
Ee 7 sene.. Onlar benim çocukluğum, ilk gençliğim yıllardır görüşmesek bile ben onların ailelerini, detaylarını her şeylerini biliyorum onlarda benim, haftaya kız grubu yemek yiyeceğiz çünkü bize kahvaltı yetmedi..:))
Sanırım bu Whatsapp grubundan Duygu biraz muzdarip :)) Hahahaa kendisi akademisyen sonuçta, ona gelmez böyle cıvıklıklar, ara ara caz cuz yapıyor ama çok komik, alışacak kuzuuu :)))
Ve tabii ki beni şok eden sağlık sorunları.. Duygu'nun sağlık sorunlarını biliyorum, en azından takip ettim.. Ama Alişan'ın lenf kanseri ve Semra'nın beyin tümörü beni oldukça şaşırttı ve arkadaşlarıma kıyamadığımı bir kez daha anladım.. Canlarım onlar benim..
Aybars yine aynı saçmalıkla... Ne boş.. Söz veripte yapmaz, güvenrisin fos çıkar, sanırım hep aynıydı ve hala aynı..
Candan'ın babası vefat etti geçen sabah, zaten kahvaltıyada babasının durumundan gelememişti..
Bunlar üzücü kısımları...
Şimdi sabah akşam mesajlaşarak devam etmekteyiz bakalım nasıl gider, ama bir sıcaklık var, çok iyi geldi, çok özlemişim geçmişi, tabii lise zamanları bana hep babamı hatırlatıyor. O vardı o zaman, sonra bir boşluk. Lise ile birlikte o da gitti.. Düşünüyorum da şimdi Semra'yı bulduğum gibi onu da bulsam ya yeniden, nasıl sarılırdım kimbilir.. Nasıl bırakamazdım hiç.. Düğünüme de gelmedi zaten..
:(
10 Ocak 2014 Cuma
Dostlar Görüldü, Duygular Depreşti
Dün ne güzeldi,
Neslihan'ı aylardır görmemiştim, Gizem İngiltere'den geldi ve hep birlikte Nişantaşı Cookshop'ta yemek yedik..
Çok özleyince dostlarını saatler nasıl geçmiş anlamıyorsun.. Pek bir cici muhabbet oldu.
Gizem süper, tezini bitirmek üzere..
Nesli de beli dışında iyi..
So, herkes iyi.. :))
Eve gider gitmez uyudum.
İki gündür eve gidip sadece uyuyorum. Böyle bir hal..
Bu akşam kuzenim benim dolabımdan elbise bakmaya gelecek. Yine düğünler, yeni düğünler :)))
Neyse benim düğün falan yok bu sene sanki rahatım ohhh :)
Şu an iş yerindeyim ama hem uyuklamakta hem de bana verdikleri şu tatsız işi bitirememekten dolayı aslında pek bir sıkıntıdayım. Rüyamda bile şefimi görüyorum günlerdir, ay bu ne..
Ve sabah sabah Ege'nin Şebnem'inin babasına yazdığı doğumgünü mesajını okuyunca Facebook'tan, ağla ağla kendimi tutamadım.. Saat 7,30 civarı gerçekten Kadıköy'de motora koşarken hüngür şakır oldum.. İçim doldu, acıdı. Duyguların insanı ne halde ne şekilde yakalayacağı belli olmuyor.. İnsanlarda sanırım benim halime bakınca oldukça meraklanmışlardır. Bu pür makyaj kız sabah sabah neye ağlıyor diye..
Acılar var derinlerde, tak diye çıkıveriyor kontrolsüzce..
Ama yinede bugün bizim günümüz olsun, ee Cuma en sevdiğim...
Neslihan'ı aylardır görmemiştim, Gizem İngiltere'den geldi ve hep birlikte Nişantaşı Cookshop'ta yemek yedik..
Çok özleyince dostlarını saatler nasıl geçmiş anlamıyorsun.. Pek bir cici muhabbet oldu.
Gizem süper, tezini bitirmek üzere..
Nesli de beli dışında iyi..
So, herkes iyi.. :))
Eve gider gitmez uyudum.
İki gündür eve gidip sadece uyuyorum. Böyle bir hal..
Bu akşam kuzenim benim dolabımdan elbise bakmaya gelecek. Yine düğünler, yeni düğünler :)))
Neyse benim düğün falan yok bu sene sanki rahatım ohhh :)
Şu an iş yerindeyim ama hem uyuklamakta hem de bana verdikleri şu tatsız işi bitirememekten dolayı aslında pek bir sıkıntıdayım. Rüyamda bile şefimi görüyorum günlerdir, ay bu ne..
Ve sabah sabah Ege'nin Şebnem'inin babasına yazdığı doğumgünü mesajını okuyunca Facebook'tan, ağla ağla kendimi tutamadım.. Saat 7,30 civarı gerçekten Kadıköy'de motora koşarken hüngür şakır oldum.. İçim doldu, acıdı. Duyguların insanı ne halde ne şekilde yakalayacağı belli olmuyor.. İnsanlarda sanırım benim halime bakınca oldukça meraklanmışlardır. Bu pür makyaj kız sabah sabah neye ağlıyor diye..
Acılar var derinlerde, tak diye çıkıveriyor kontrolsüzce..
Ama yinede bugün bizim günümüz olsun, ee Cuma en sevdiğim...
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)


